Folaklamak nedir, Folaklamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yeşil kabuğu soymak (fındık, ceviz için).

Yumurta haşlamak.

Folaklamak tanımı, anlamı

Fola : Çelik çomak oyununda merkez ve başlangıç yerlerine açılan küçük çukurlar. Mısır koçanının dış kabuğu

Folak : Peltek, kelimeleri tam ve doğru söyleyemeyen. Soyulmuş, ayıklanmış (fındık, ceviz ve benzerleri için). Şişkin, kabarık: Folak gözlü.

Ceviz içi : Cevizin kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı.

Haşlamak : Bir şeyi kaynar suya daldırmak. Kaynar sıvı bir şeyi yakmak. Sertçe paylamak, azarlamak. Suda kaynatarak pişirmek. Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek. Dalamak. Don, kırağı bitkilere zarar vermek. Sızı vermek, acı vermek.

Haşlama : Haşlamak işi. Haşlanarak pişirilen şey.

Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

Soymak : Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar vb.ni çıkarmak. Birinin giysilerini çıkarmak. Birinin üstünde, yanında veya bir yerde bulunan şeyleri çalarak alıp götürmek.

Fındık : Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genel olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana). Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar.

 

Yeşil : Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk. Olmamış, ham (meyve). Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı. Bu renkte olan.

Ceviz : Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia). Bu ağacın kerestesinden yapılmış. Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz.

Yumur : Verimsiz toprağı kiraya verenin, karşılığında aldığı tohum kadar ürün. Hayvanlarda, midenin bir parçası.

Soyma : Soymak işi.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Yeşi : Bir at rengi.

Diğer dillerde Fokus anlamı nedir?

İngilizce'de Fokus ne demek ? : focus