Foreigner türkçesi Foreigner nedir

Foreigner ile ilgili cümleler

English: Every foreigner who visits Japan says that prices here are too high.
Turkish: Japonya'yı ziyaret eden her yabancı, burada fiyatların çok yüksek olduğunu söylüyor.

English: He was a foreigner and was treated as such.
Turkish: O bir yabancıydı ve bir yabancı gibi davranıldı.

English: A foreigner asked me where the station was.
Turkish: Bir yabancı bana istasyonun nerede olduğunu sordu.

English: It is difficult for a foreigner to study Japanese.
Turkish: Bir yabancı için Japonca öğrenmek kolay değildir.

English: I have never been spoken to by a foreigner before.
Turkish: Daha önce bir yabancı ile hiç konuşmamıştım.

Foreigner ingilizcede ne demek, Foreigner nerede nasıl kullanılır?

Foreigners : Yabancı. Yabancılar. Ecnebi.

Foreign accent : Yabancı aksanı. Bir başka dilin telaffuz özelliği stili. Yabancı aksan.

Foreign access zone : Serbest üretim bölgesi. Üretim etkinlikleriyle sınırlı serbest bölge.

Foreign address : Yabancı adres.

Foreign affairs : Dışişleri (ingiliz ingilizcesi). Hariciye. Dış ilişkiler. Harici işler. Dışişleri. Dış işleri.

Foreign aid budget : Diğer ülkeleri finansal olarak desteklerken harcanacak tahmini para miktarı. Dış yardım bütçesi.

 

Foreign aid : Bir ulusun diğerine sağladığı ekonomik destek. Dış yardım.

Foreign affairs committee : Bir ülkenin diğer ülkelerle ilişkileri ile alakalı konuları ele alan komite. Dış ilişkiler komitesi.

Foreign affiliate : Yabancı bağlı şirket.

Foreign affairs and defense committee : Uluslararası ve askeri operasyonlar konuları ile ilgili karar almadan sorumlu olan komite. Dışişleri ve savunma komitesi.

İngilizce Foreigner Türkçe anlamı, Foreigner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foreigner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gringo : Amerikalı. İngiliz.

Au pair : Çocuk bakımı. Çocuk bakıcısı. Yaptığı ev işlerine karşılık bir kodak yanında kala. Ev işleri yaparak. Çocuk bakımı yaparak. Ev işlerine ve çocuk bakımına yardımcı kız. Yaptığı ev işlerine karşılık bir aile yanında kalan kız.

Aliens : Yabancı uyruklu kimse. Haklardan mahrum bırakılan kimse. Aktarma (dilbilgisi terimi). Yaratık. Yabancı kelime. Yabancılar.

Exile : Yurdundan sürülme. Sürülen kişi. Sürgüne yollamak. Sürgün etmek. Sürgün edilen kimse. Kovmak. Sürmek. Sürmek (yurt dışı vb). Sürgün. Sürgüne göndermek.

Barbarians : Vahşi. Uygarlaşmamış. Kaba. Barbar. Zalim. Uygarlaşmamış kimse. Gaddar.

Unknown : Bilinmedik. Adsız. Tanınmamış. Bilinmeyen. Meçhul. Gizli. Tanınmayan. Nedeni bilinmeyen. Ünsüz. Bilinmez.

Peregrines : Gezginci doğan. Gök doğan. Göecebe. Acayip. Garip. Bayağı doğan. Tuhaf. Gökdoğan.

Allochthonous : Bulunduğu yere başka bir yerden getirilmiş, taşınmış kayaç ya da maden. Allokton. Alokton olan. Allokton olan.

 

Traveler : Satış temsilcisi (gezici). Pazarlamacı (ingiliz ingilizcesi). Gezgin. Gezmen. Seyahat eden kimse. Yolcu. Seyyar iskele. Seyahat eden. Seyyah. Pazarlamacı.

Barbarous : Barbarca. Haşin. Yontulmamış. Vahşi. Görgüsüz. İnsanlık dışı. Kaba. Barbar. Uygarlaşmamış.

Foreigner synonyms : importee, metic, extraneous, aliening, exotic, barbarian, outsider, foreigners, traveller, transalpine, exotisms, foreign, deportee, external, remote, foreign to, extrinsic, noncitizen, exotics, outlander, extrinsical, import, auslander, stranger, alien, exotism, peregrine, exotica.

Foreigner zıt anlamlı kelimeler, Foreigner kelime anlamı

Citizen : Sakin. Uyruklu. Sivil kimse. Uyruk. Vatandaş. Yurttaş. Hemşeri. Tebaa. Bir devlet ya da ulusa mensup kişi.

Acquaintance : Eş dost. Tanışıklık. Aşinalık. Ahbaplık. Tanıdık. Bildik. Tanıma. Haber. Tanışık. Tanışma.

Foreigner ingilizce tanımı, definition of Foreigner

Foreigner kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One not native in the country or jurisdiction under consideration, or not naturalized there. An alien. A stranger. A person belonging to or owning allegiance to a foreign country.