Forgives türkçesi Forgives nedir

Forgives ile ilgili cümleler

English: Klava forgives her husband.
Turkish: Klava kocasını affeder.

English: Moustapha always forgives Jale, no matter what she does.
Turkish: Jale ne yaparsa yapsın, Mustafa her zaman Jale'yi affeder.

English: Ali forgives you.
Turkish: Ali seni affeder.

English: What must Tom say so that Mary forgives him?
Turkish: Tom, Mary'nin onu affetmesi için ne söylemeli?

English: I hope Tom forgives me.
Turkish: Tom'un beni affedeceğini umuyorum.

Forgives ingilizcede ne demek, Forgives nerede nasıl kullanılır?

Forgive a sin : Bir günahı bağışlamak.

Forgive and forget : Bir kimseyi bağışlamak ve kin gütmemek. Bağışla ve unut. Bağışlayıp unutmak.

Forgive me : Affet beni. Beni affet. Kusura bakmayın. Bağışla beni.

Forgive me for being late : Geç kaldığım için özür dilerim.

Forgive : Bağışlanma. Silmek. Geçirmek. Bahşetmek. Bağışlamak. Affetmek. Bağışlama. Kusuruna bakmamak. Affeylemek.

Forgivers : Affeden. Bağışlayan kimse. Diğerine karşı kin ve garez gütmeyi bırakan kimse. Affedici. Borcunu veya yükümlülüğünü affeden kimse.

No forgiveness : Af yok. Affedilemez. Bağışlamak imkansız.

Forgiveness : Bağışlama. Geçirim. Af. Affetme. Bağışlanma.

 

Forgiven : Affedilmiş. Merhamet edilmiş. Bir borç veya yükümlülükten azad edilmiş. Merhamet gösterilmiş. (borçtan veya yükümlülükten) azad edilmiş. Bağışlanmış. Affedilen.

Forgiveable : Bağışlanabilir. Affedilebilir.

İngilizce Forgives Türkçe anlamı, Forgives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Forgives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disengages : Bağlantılarını kesmek. Bağlantısını kesmek. Kurtarmak. Serbest bırakmak. İlgisini kesmek. Çözmek. Boşa almak. Kurtulmak. Salıvermek.

Crouch : Büzülmek. Sinmek. Çökmek. İdaho eyaletinde şehir. Çömelme. Çömelmek.

Blankest : Feshetmek. İfadesiz. Açık. Boş. Yazısız kağıt. Boş kağıt. Çıkarmak. Sövmek. Şaşırmış.

Bestows : Bahşetmek. Yerine koymak. Vermek. (hak) tanımak. Sunmak. Hediye etmek.

Concede : Ödün vermek. Bırakmak. Bahşetmek. Teslim etmek. Uygun bulmak. Kabul etmek. İtiraf etmek. Kabul etmek zorunda kalmak. Kabullenmek. Vermek.

Condoned : Kusura bakmamak. Görmezlikten gelmek. Onamak. Telafi etmek. Hoş görmek. Tasvip etmek. Örtmek. Göz yummak.

Condones : Hoş görmek. Tasvip etmek. Kusura bakmamak. Göz yummak. Örtmek. Onamak. Görmezlikten gelmek. Telafi etmek.

Excuses : Mazur göstermek. Muaf tutmak. İzin vermek. Göz yummak. Hoşgörmek.

Forgive : Bağışlanma. Bağışlama. Bahşetmek. Geçirmek. Affeylemek.

Grant : Teslim etmek. Hibe etmek. Yerine getirmek. Bağışlama. Vermek. Nasip. İmtiyaz. Tahsisat. Bağış. İtiraf etmek.

Forgives synonyms : mid forties, blanker, condone, disengage, dismisses, dismiss, clear delete, crossing out, bestowed, time of life, blanking, justify, saves, bestowing, cancels, forgave, absolving, absolved, absterge, pardon, assoil, bestow, absolves, dismissing, remit, blanked, clear, contribute, blank out, conceded, free, shrive, absolve.

 

Forgives zıt anlamlı kelimeler, Forgives kelime anlamı

Blame : Bir suç veya başarısızlığın sorumluluğu. Kabahat. Ayıplamak. Kınamak. Sorumlu tutmak. Suç. Kınama. Sorumluluk. Suçu birinin üstüne atmak. Suçlamak.

Enforce : İcra etmek. Yerine getirmek. Tatbik etmek. Mecbur etmek. Dayatmak. Zorla elde etmek. Zorlamak. Yürütmek. İnfaz etmek. Zorla kabul ettirmek.