Founder türkçesi Founder nedir

  • Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Kurucu.
  • Yıkılmak.
  • Dökümcü.
  • Güme gitmek.
  • Saplanıp kalmak.
  • Gemi batmak.
  • (gemi) batmak.
  • Bir kuruluşu, bir varlığı yapan, meydana getiren kişi.
  • Başarısız olmak.
  • Özellikle at ve daha az olarak da sığırlarda, genellikle ön bacaklarda travmatik, toksemik veya metabolik bozukluklardan kaynaklanan tırnak lamellerinin iskemik zedelenmesi veya yıkımlanmasıyla belirgin hastalık, pododermatitis aseptika diffuza, laminitis, hlk. arpa deşmesi, arpa hastalığı, arpa tutması. atlarda gebelik, egzersiz yetersizliği, karbonhidratlı yemlerin fazla miktarda alınması, akut sancılar, toksemiler, merada aşırı otlama, ayaklarda tekrarlayan travmalar, sığırlarda, karbonhidrattan zengin ve fermente olabilir yemlerin aşırı miktarda tüketimi, metritis, mastitis ve ketozis yapıcı veya hazırlayıcı etmenlerdir.
  • Kaynamak.
  • İflas etmek.
  • Bataklığa saplanmak.
  • Arpalama.

Founder ile ilgili cümleler

English: In the center of the university campus stands the statue of the founder.
Turkish: Üniversite kampüsünün merkezinde kurucusunun heykeli duruyor.

English: Bill Gates is the founder of Microsoft.
Turkish: Bill Gates, Microsoft'un kurucusudur.

English: The founder of Facebook, Mark Zuckerberg, is almost a casanova.
Turkish: Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg neredeyse bir kazanova.

 

English: Jan Koum is the founder of WhatsApp Inc.
Turkish: Jan Koum WhatsApp Inc'in kurucusu.

English: At the inauguration ceremony a plaque was unveiled in honor of the founder.
Turkish: Açılış töreninde kurucunun şerefine bir plaket verildi.

Founder ingilizcede ne demek, Founder nerede nasıl kullanılır?

Founder profit : Kurucu kazancı.

Bell founder : Çan dökümcüsü.

Co founder : Kurucu ortak.

Metal founder : Maden dökümcüsü.

Type founder : Hurufat dökümcüsü. Hurufatçı. Harf dökümcüsü.

Founded : Kurulmuş. Tesis edilmiş. Esaslı. Kurulan. Kuruluş tarihi.

Confounders : Karışıklığa ve kargaşaya neden olan kimse. Karışıklığa neden olan. Tahrip eden kimse. Kirletici. Karıştırıcı.

Cofounder : Kuranlardan biri (bir şirket veya organizasyon). Kurucu ortak. Kurucular takımından biri.

Be founded : Kurulmak. Temelleri atılmak.

Foundered : İflas etmek. Saplanıp kalmak. Kurucu. Sakatlanmak (at). Çökmek. Boşa çıkmak. (gemi) batmak. Batmak. Güme gitmek. Gemi batmak.

İngilizce Founder Türkçe anlamı, Founder eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Founder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boil : Haşlanmak. Köpürmek. Fokurdatmak. Pişmek. Kaynatma. Haşlamak. Fokurdamak. Kaynama çekidi. Kaynatmak.

Fall down : Çökmek. Başarısızlığa uğramak. Aşağı düşmek. Saygıyla eğilmek. Geri çevirmek. Eğilmek. Kötü gitmek. Reddetmek.

Boils : Haşlamak. Fokurdamak. Haşlanmak. Köpürmek. Fokurdatmak. Galeyana gelmek. Kaynatmak.

Effervesces : Galeyana gelmek. Köpüklenmek. Kabarmak. Coşmak. Dolduruşa gelmek. Gaz kabarcıkları çıkarmak. Köpürmek. Neşelenmek.

 

Metalworkers : Maden işçisi.

Be broke : Parasız olmak. Parasız kalmak. Çulsuz olmak. Meteliksiz kalmak.

Drop the ball : Topu düşürmek. Çuvallamak. Pot kırmak.

Fall through : Yarım kalmak. Çuvallamak. Başarısızlığa uğratmak. Suya düşmek. Fos çıkmak. Başarı kazanamamak. Gerçekleşmemek.

Boil away : Kaynayıp gitmek. Yok olmak. Kaynayıp buharlaşmak. Kaynayarak buharlaşıp yok olmak. Kaynama nedeniyle buharlaşmak.

Founder synonyms : founding father, rubor, teemers, go up in flames, stuck, cave in, bust, originator, cave, metal worker, abounds, crashed, fathers, metalworker, clear out, break down, constructors, come to the boil, abound, establisher, bite the dust, collapses, break, be caught in a quagmire, foundering, bubble, falling through, laminitis, crash, effervesce, founders, abounded, drop down.

Founder zıt anlamlı kelimeler, Founder kelime anlamı

Float : Dalgalanmaya bırakmak (döviz kurunu). Bir savunma oyuncusunun, tuttuğu karşı takım oyuncusunu, daha elverişli yerde bulunan birine pas vermesini engellemek için, uzaktan izlemesi. Görüş almak. Su üzerinde durmak. Batmamak. Uçmak. Piyasaya çıkarmak. Uzak duruş. Dolaşmak. Dalgalanmak.

Explode : Patlatmak. Patlak vermek. İnfilak etmek. Çürütmek. Havaya uçurmak. Yanlış olduğunu göstermek. Kırılmak. Bozmak. Yıkmak. Aksini ispatlamak.

Stay : Bastırmak. Kalma süresi. ...olarak kalmak. İkamet etmek. Oyalanmak. Sabitlemek. Geçiştirmek. Geciktirmek. Bırakmamak. Germek.

Founder ingilizce tanımı, definition of Founder

Founder kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who lays a foundation. A lameness in the foot of a horse, occasioned by inflammation. To cause internal inflammation and soreness in the feet or limbs of (a horse), so as to disable or lame him. Closh. As, a founder of cannon, bells, hardware, or types. A caster. One who casts metals in various forms. To become filled with water, and sink, as a ship. One who founds, establishes, and erects. An author. One who endows. One from whom anything originates. One who founds.