Founds türkçesi Founds nedir

Founds ingilizcede ne demek, Founds nerede nasıl kullanılır?

Confounds : Birbirine katmak. Yüzünü kara çıkarmak. Karıştırmak. Bozmak. Kafasını karıştırmak. Yenmek. Kahretmek. Yıkmak. Utandırmak. Karıştırmak (kafasını).

Dumbfounds : Serseme çevirmek. Hayret ettirmek. Hayretler içinde bırakmak. Aptallaştırmak. Kal getirmek. Hayretten konuşamaz hale getirmek. Hayretten konuşamaz halde. Şaşırtmak. Şaşkına çevirmek.

Dumfounds : Hayret ettirmek. Şaşırtmak.

Profounds : Bilgili. Çok derin. Derin. İçten. Adamakıllı. İçe işleyen. Derya. Etkili. Şiddetli. Engin.

Found a party : Parti kurmak.

Found a solution : Bir şeyi çözmek veya düzeltmek için bir yol bulmuş. Bir çözüm buldu. Bir çözüm bulmuş.

Be found out : Ortaya çıkarılmak. Meydana çıkmak.

Found out : Buldu. Öğrendi. Anladı.

Found a state : Devlet kurmak.

Found his way : Yolunu buldu. Gitmesi gerektiği yolu buldu.

İngilizce Founds Türkçe anlamı, Founds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Founds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bank : Basamak. Önlemek. Küme. Banko. Bilgisayar, coğrafya, iktisat, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Akarsu yüzü ile yatak yanlarının dokunum çizgisi. Para ve para gibi geçerli olan tecimsel belgitler üzerinde işlem yapan tecim kuruluşu. yatırım kabul eden, kendi güvenirliğini karşıtının güvenirliği yerine koyarak onlara satın alma gücü sağlayan, para kullanılmadan da işlerin yürütülmesini kolaylaştıran anamal, para saygınlık ve ürem üzerine her türlü işlemi düzenleyen ve yürüten, gerçek ve tüzel kişilerin ve devletin bu alandaki gereksemelerini yerine getirici uğraşlarda bulunan ve bunları yapmağa yasalarla yetkilendirilen akçalı ve tecimsel kuruluş. Sahil. Para yatırmak. Set.

 

Abided : Sadık kalmak (vaade veya karara). Uymak. Beklemek. Kalmak. Sadık kalmak. Tahammül etmek. Katlanmak. İkamet etmek. Çekmek.

Cock : Horoz. Kaldırmak. Zırva. Hazır duruma getirmek. Saçmalık. Saman yığını. Dikmek. Musluk. Rüzgar gülü. Tabanca horozu.

Coalesces : Kaynaşmak. Bütünleşmek. Erimek. Yekvücut olmak. Birleşmek. Bir araya gelmek. Bütün haline gelmek. Bir olmak. Kaynaştırmak.

Base on : Dayamak. Esas kabul etmek. Baz almak. Temele dayandırmak. Üzerine kurmak. Esas almak.

Abide by : Sadık kalmak. Razı olmak. Sözünde durmak. Tutmak. Uymak. Kararından dönmemek. İtaat etmek. -e göre davranmak. (sözünü) tutmak.

Bring into being : Var etmek. Vücuda getirmek. Meydana getirmek. Hayat vermek. Yaratmak. Hayata geçirmek. Oluşturmak.

Ground : Kent içinde, dışında ya da kent sınırları yakınında tarım etkinliklerine ayrılmış ya da bölünerek ve altyapısı hazırlandıktan sonra kentsel yerbölümler durumuna getirilmeye elverişli geniş yerlere verilen ad. Çakmak. İyileşmek. (gemi) karaya oturmak. Yer. Uçurtmamak (uçağı). Hareket izni vermemek. Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır. Temel neden.

 

Abrook : Katlanmak. Çekmek.

Abide : Çekmek. Katlanmak. Dözmek. Baki kalmak. Bir yerde kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Gözlemek. Uymak. Tahammül etmek.

Founds synonyms : oz., escrow funds, matching funds, medicaid funds, half pound, establishes, come close, lean on, commit, be among the living, cogs, fuses, abut, avoirdupois unit, carry on, be tolerant of, abidden, moulded, lay the foundations, erect, lay the foundation stone, roll, erects, stone, mould, abuts, carry into effect, abort, acquit oneself, brew, chew, abutted, instituting.

Founds zıt anlamlı kelimeler, Founds kelime anlamı

Silence : Dinginlik. Bir çevirime başlanacağı sırada düzlükte bulunanları uyarma komutu. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Bir sinema ya da televizyon görünçlüğünde hiç bir sesin yer almaması durumu. sessiz sinema döneminde filmler baştan sona sessiz olduğu için bu dönemde değerlendirilemeyen ve kullanılamayan özellik. Susturmak. Susma. Sessizlik. Mektup yazmama. Sır saklama. Susunuz uyarısı.

Close : Geçit. Sonuç. Bitirmek. Bağlantılı. Çevirmek. Son. Yummak (göz). Avlu (okul, kilise). Yakın.

Abolish : Lağvetmek. İptal etmek. Feshetmek. Ortadan kaldırmak. Kaldırmak. Yürürlükten kaldırmak. İlga etmek. Hükümsüz kılmak. Bozmak. Durdurmak.