Fracto türkçesi Fracto nedir

  • Parça halinde.

Fracto ingilizcede ne demek, Fracto nerede nasıl kullanılır?

Fractocumulus : Fraktokümülüs.

Fractographic : Kırılımsal. Kırılmaya ilişkin.

Fractography : Çatlak onarımı. Kırılma bilimi.

Fractostratus : Fraktostratus.

Dipping refractometer : Daldırma refraktometre. Dalgıç refraktometre.

Immersion refractometer : Daldırma relraktometre. Dalgıç refraktometre.

Refractometer : Kırınım ölçer. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kırılma indeksi ölçer. Katı veya sıvılarda refraktif indeks, katı madde miktarı, kırılma indisi ve şeker miktarını ölçme amacıyla kullanılan laboratuvar cihazı. Refraktometre. Refraktometer. Kırılım ölçer. Işık ışınlarının bir sıvıdan biçmeye girerken yaptıkları kırılım açısını ölçerek kırılım indisini belirleyen aygıt. Sıvı örneklerin kırılma indisi ve şeker miktarını ölçen laboratuvar cihazı. Işığın kırılan imlecini ölçmeye yarayan aygıt.

Refractor : Kırılmalı ırakgörür. Işığın kırılması olayı ile bir kaynağın ışık akısının uzaysal dağılışını değiştirmeye yarayan parça. Refrakter. Refraktör. Isıya dayanıklı. İsıya dayanıklı. Kırıcı. Işıkkıran. Işık kırıcı.

Refractories : Refrakter.

Refractorily : İnatla.

 

İngilizce Fracto Türkçe anlamı, Fracto eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fracto ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fragmentary : Eksik. Tamamlanmamış. Parçalar halinde. Ayrılmış. Yarım yamalak. Bölük pörçük. Kısım kısım. Parça parça. Bölük börçük.

Specific : Kesin. Belli. Özdeşleşmiş. Bir türe özgü. Açık. Özellikli. Kendine özgü. Özgü. Muayyen. Kendine has.

Intrinsic factor : Gıdalarda mikroorganizmaların gelişimine etki eden gıda içeriği ve yapısıyla ph, su etkinliği, oksidasyon-redüksiyon potansiyeli vb. faktörler. bağırsaklarda b12 vitamininin emiliminde gerekli olan mideden salgılanan bir protein. İntrinsik faktör.

Detail : Tiyatro parçasındaki ana düşünceye yardımcı olan sözcük, tümce ya da eşya.; ayrıntı (referruat); dekorun küçük bir parçası. Özel göreve verme. Bilgisayar, tiyatro alanlarında kullanılır. Detayına girmek. Detaya girmek. Ayrıntılı anlatmak. Ayrıntılı plan. Detaylar. Ayrıntısıyla uğraşma. Bilgi vermek.

Item : Poz. Öge. Sınar. Bir veri kümesinin öğesi, örn.bir kütük, tutanak adı verilen belli bir sayıda öğeden oluşur, bir tutanak da başka öğelerden oluşur. Öğe. İşlem maddesi. Madde fıkra. Bilgisayar, bilişim, eğitim alanlarında kullanılır. Hesapta tek rakam. Bir bütünü oluşturan alt öğelerden, bir dizelgenin alt başlıklarından her biri.

Rf : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Radyo frekansı. Radyo yinelenimi. Bir istasyonun yayın yaptığı radyo dalgalarının frekansı. 10 khz'den 100.000 mhz'ye kadar uzanan ve elektromıknatıs dalgalarla radyo iletişimini sağlayabilen yinelenimlerin tümü.

 

Score : Başarı kazanmak. İşaretlemek. Durum. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. yenik takımlar ise değer alamazlar. Puan. Tenis, futbol, eğitim, masa tenisi, basketbol alanlarında kullanılır. Sayıl. Skor. Partisyon yazmak.

Matter of fact : Bir muamma. Gerçekçi. İspatı gereken konu. Duygusuz. Olgu. Soğukkanlı. Vaka. Maddi konu. Maddi. Üzerinde tartışma yaratan mesele.

By the piece : Parça başına. Tane ile parça başına yapılan iş miktarına göre. Yapılan iş miktarına göre. Götürü. Tane ile.

Cause : Hedef. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul. Amaç. İlke. Yol açmak. Doğurmak. Sebep olmak. Sebeb. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç.

Fracto synonyms : releasing hormone, releasing factor, case, observation, point, parameter, information, particular, truth, fractionary, general, reason, wild card, fundamental, unknown quantity.

Fracto zıt anlamlı kelimeler, Fracto kelime anlamı

Specific : Belirli. Bir türe özgü. Özel. Kesin. Spesifik. Özdeşleşmiş. Belli. Özellikli. Belli bir nesne ya da birime özgü olan. Muayyen.

General : Genel mahiyette. Şef. Orgeneral. Komutan. Yalpı. Halk. Genel. Ordu komutanı. Tarikat lideri.

Particular : Dikkatli. Titiz. Ayrıntılı. Ayrıntı. Mahsus. Diğerlerinden farklı. Tam. Tikel. Belirli. Tek tek nesnelerin sayısız çeşitlilik gösteren ya da türsel olmayan bireysel özelliklerinden her biri. bk. tümel.

Fracto antonyms : unreality.