Freze nedir, Freze ne demek

Freze; bir teknik terimidir. kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Tornacılıkta, bir deliğin ağzını genişletmeye yarayan çelik alet
  • Frezeleme işinde kullanılan takım tezgâhı.

Freze hakkında bilgiler

Freze 19. yüzyılın sonlarında icat edilmiş, endüstriyel talaşlı imalatta kullanılan bir çeşit takım tezgahıdır. Frezelerin çalışma prensibi, kendi ekseni çevresinde dönen bir kesici takım vasıtasıyla iş parçasından talaş kaldırarak şekillendirme (delme, yüzey işleme, azdırma, vb.) yapan makinelerdir. Günümüzde özellikle metallerden imalat yapılmış olan her firmada freze görmek mümkündür. Yeni teknolojiler sayesinde artık frezelerle, bilgisayarlar ve özel bilgisayar programları (CAD-CAM) yardımıyla tamamen otomatik olarak imalat yapılabilmektedir.

Freze anlamı, tanımı:

Takım : Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Sigara ağızlığı. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri.

 

Frezeci : Teknik resme veya modele uygun her çeşit parçayı freze tezgâhında yapabilen işçi. Freze işleri yapılmış olan dükkân.

Frezecilik : Frezecinin yaptığı iş.

Frezeleme : Frezelemek işi.

Frezelemek : Bir parçayı freze tezgâhında işlemek.

Tornacılık : Tornacının işi veya mesleği.

Deli : Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.). Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın. Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun.

Geniş : Bol (elbise). Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Eni çok olan, enli, vâsi. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Çok. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro.

Çelik : Bu alaşımdan yapılmış. Kısa kesilmiş dal. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Zayıf fakat güçlü (vücut). Kök salması için yere dikilen dal. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat.

 

Alet : Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Maşa.

Yüzyıl : İçinde yaşanılan zaman. Yüzyıllık süre, asır. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.

İcat : Gerçekmiş gibi gösterme çabası. Buluş.

Freze bıçağı : Freze makinesinde ağacı biçimlendiren ve döner mile takılarak kullanılan kesici.

Freze makinesi : İş parçalarının kenarlarına lamba, kiniş, kordon vb. biçimlendirmeleri yapan ağaçişleri makinesi.

Freze mili : Freze makinesinde düşey yönde inip çıkan, bazı makinelerde işe göre istenilen açıda çalışan döner bir aygıt; kesici bıçakları taşır.

Diğer dillerde Freze anlamı nedir?

İngilizce'de Freze ne demek? : n. fraise

Fransızca'da Freze : fraise [la]

Almanca'da Freze : der Fräser

Rusça'da Freze : n. фрезер (M), фреза (F)