Göbelle nedir, Göbelle ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yeni doğmuş kuzu.

Zekâsı az gelişmiş olan, budala.

Çok zayıf ve güçsüz, cılız.

Herhangi bir bitkinin göbeğinden çıkan sürgünü ve çiçeği.

Tohumluk küçük soğan, arpacık soğanı.

Göbelle anlamı, tanımı

Göbe : Yağda ya da saçta pişirilen sulu hamurdan yapılmış yağlı ya da yağsız ekmek

Göbel : Kimsesiz, başıboş çocuk. Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılmış olan toprak tepecikler. Yaramaz çocuk.

Göbeller : İzmir şehri, Kozak bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Arpacık soğanı : Tohumdan yetiştirilen ve tohumluk olarak kullanılan küçük soğan.

Az gelişmiş : Gelişmesi gecikmiş olan. Eğitim düzeyi düşük kalmış, üretimi genel olarak ilkel tarıma dayanan, doğal kaynaklarını gereğince değerlendiremeyen (ülke).

Gelişmiş : Gelişme gösteren, ümranlı.

Tohumluk : Bitki yetiştirmede kullanılan tane, çekirdek, kök, sap vb.nin bütünü. Tohum için ayrılan. Tohum saklanan yer.

Tohumlu : Tohumu olan. Tohumla üreyen.

Arpacık : Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

 

Güçsüz : Gücü olmayan, âciz.

Sürgün : Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. Filiz. İshal. Bir kimsenin sürüldüğü yer. Sürülme işi, nefiy.

Budala : Zekâca geri olan (kimse), alık. Ahmak, bön. Bir şeye aşırı düşkün.

Arpacı : Arpa alan ve satan kimse.

Bitkin : Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.

Sürgü : Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme. Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama. Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.

Tohum : Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. Soy sop, döl, nesil, sülale. Spermatozoit.

Zayıf : Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

 

Soğan : Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa). Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü.

Cılız : Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.

Diğer dillerde Göbekli kömür anlamı nedir?

İngilizce'de Göbekli kömür ne demek ? : cored carbon