Gözerimi ıraklık açısı nedir, Gözerimi ıraklık açısı ne demek

Gözerimi ıraklık açısı; Astronomi alanında kullanılan bir kelimedir.

Astronomi'deki terim anlamı:

Yer ötesindeki bir gökcisminden Yeryuvarlağına çizilen teğet ile bu gökcismini Yer merkezine birleştiren doğru arasındaki açı.

Gözerimi ıraklık açısı tanımı, anlamı

Gözerimi : Gözlemcinin bulunduğu noktadan yeryuvarlağına çizilen teğet düzlemin gökküresi ile ara kesit dairesi

Iraklık açısı : Farklı iki yerden, uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğrultu arasındaki açı (bk. şekil P. 2 ve P. 13). Gözlenen nokta ne kadar uzakta ise ıraklık açısı da o kadar küçük olur. Gökbilimde Ay, Güneş, gezegenler ve yıldızlar için bu açı dolaylı yoldan ölçülerek uzaklık hesabı yapılır. İki ayrı noktadan, uzaktaki bir konuya yönelmiş doğrular arasındaki açı. Dolayısıyla, bir alıcının bakacı ile merceğinin verdiği görüntüler arasındaki açı.

Göze : Hücre. Su kaynağı.

Gözer : Buğday, toprak vb.nin elendiği iri gözlü kalbur.

Irak : Uzak. Ortadoğu'da bulunan ve Türkiye'nin komşusu olan bir ülke. Klasik Türk müziğinde, aynı adla anılan ve kalın fa diyez notasını andıran perdedeki makamlardan biri.

Iraklı : Irak halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

Iraklık : Uzaklık.

Yeryuvarlağı : Üzerinde yaşadığımız, güneş dizgesine bağlı gezegen.

 

Gökcismi : Gök boşluğunda yer alan yıldız, gezegen, güneş, bulutsu ve benzerleri adlarla tanınan varlıkların tümüne verilen ad. Uzaydaki cisimlerden her biri; Güneş, Ay, gezegenler, yıldızlar vb.

Merkezi : Merkezde olan, merkezi oluşturan.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Birle : Zaman anlamına gelip fiillerin sonunda takı gibi kullanılır: Babam geldiği birle ağabeyim sigarayı atar. İle.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Ötesi : Özü, gerçeği.

Teğet : Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru, mümas.

Çizi : Çizgi. Tutum, davranış. Saban demirinin toprakta bıraktığı iz.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Teğe : Bitki dalları. bitki dalı. Paralel, başabaş.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

 

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Diğer dillerde Gözerimi ıraklık açısı anlamı nedir?

İngilizce'de Gözerimi ıraklık açısı ne demek ? : horizontal parallax