Gözlü nedir, Gözlü ne demek

Gözlü; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Gözlü" ile ilgili cümleler

  • "Yeşil gözlülerin dünyayı yeşil görüp görmediklerine meraklanıp gezindiği çocukluk günlerini anlattı." - L. Tekin
  • "Sık gözlü kalbur."
  • "Mutfakta maltız zaten yanmaktadır, anne iki gözlü ocağı da tutuşturuyor." - T. Buğra

Diğer sözlük anlamları:

Kalp gözü açık olan, basiretli, dûrbin, iyi gören.

Osmanlıca Gözlü ne demek? Gözlü Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

hücrevî

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Konya şehri, Sarayönü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Diyarbakır ili, Ahmetli bucağına bağlı bir bölge. Diyarbakır ili, Hazro ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Karabük ili, Eskipazar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Gözlü anlamı, tanımı:

Gözlüye gizli yoktur : "görmesini bilen kişiden hiçbir şey gizlenemez" anlamında kullanılan bir söz.

Açgözlü : Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

Ahu gözlü : Gözleri çok güzel olan (kadın).

Ak gözlü : Gözlerinin rengi açık olan ve nazarının hemen değdiğine inanılan (kimse).

 

Badem gözlü : Gözleri badem içi biçiminde iri olan (kimse).

Çekik gözlü : Gözleri şakaklara doğru gerilmiş olan, çekik göz.

Çıyan gözlü : Mavi gözlü.

Gök gözlü : Gözleri mavi ile açık yeşil arası olan (kimse).

Kaşlı gözlü : Yüzü güzel olan.

Kıpık gözlü : Gözleri yarı kapalı olan (kimse).

Lokma gözlü : Patlak gözlü.

Menekşe gözlü : Gözleri koyu lacivert renkte olan.

Mühür gözlü : Koyu renkte, iri, beğenilen gözlü. Sevgili.

Patlak gözlü : Patlak göz.

Pek gözlü : Yılmaz, yürekli, gözü pek (kimse).

Sulu gözlü : Çok önemsiz olaylarda bile gözyaşlarını tutamayan, ağlayan (kimse), gözü sulu, sulu göz.

Tirşe gözlü : Gözü tirşe renkli olan.

Tokgözlü : Gözü malda olmayan, gözü tok, açgözlü karşıtı.

Yumuk gözlü : Göz kapakları şişkin, gözü kısık olan.

Gözlük : Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç. Gözene. Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper.

Gözlük takmak : İyi görmek, dikkat etmek. gözlük kullanmak.

Gözlükçü : Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse. Gözlük satan veya onaran kimse. Gözlük satılan ve onarılan iş yeri.

Gözlükçülük : Gözlükçünün yaptığı iş.

Gözlüklü : Gözlük takmış olan, gözlük kullanan.

Gözlüklü yılan : Kobra.

Gözlüksüz : Gözlüğü olmayan, gözlük takmamış olan.

At gözlüğü : Atların koşum takımında, göz hizasında bulunan korumalık.

At gözlüğüyle bakmak : Çevresinde olup bitenleri iyi algılayamamak, değerlendirememek.

 

At gözlüklü : Çevresinde olup bitenleri iyi algılayamayan, değerlendiremeyen (kimse).

Dalgıç gözlüğü : Su altında görmeyi sağlayan ve içine su girmeyecek biçimde yapılmış gözlük.

Güneş gözlüğü : Gözü güneşin zararlı ışınlarından korumaya yarayan alet.

Kel ölür sırma saçlı olur kör ölür badem gözlü olur : Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur.

Kelebek gözlük : Burundan tutturularak kullanılan sapsız gözlük, kıskaç gözlük.

Kıskaç gözlük : Kelebek gözlük.

Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi.

Renk : Nitelik. Çeşitlilik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.

Bölme : Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Dört işlemden biri, taksim.

Deli : Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın. Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.). Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Gözlü burgu : Sapındaki deliğe sokulan ağaç yardımı ile döndürülen ağaç delgi aracı.

Gözlü kart : Üzerindeki bilgiyi, deliğine yerleştirilen mikrofilm ile destekleyen ve açıklayan kart.

Gözlü sahne vidası : Sahnede halat geçirilerek dekoru tutan vida.

Gözlü vida : Sahnede halat geçirilerek dekoru tutan büyük vida.

Gözlüce : Geviş getiren hayvanlarda olan Kırkbayır da denilen üçüncü mide. Erzurum şehrinde, Gökoğlan nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Hatay kenti, Yeditepe bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kilis kenti, Musabeyli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Malatya kenti, Pütürge belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Mardin şehrinde, Şenyurt nahiyesine bağlı bir bölge. Siirt şehri, Şirvan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas ili, Gölova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Gözlüçayır : Balıkesir ili, İvrindi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Tunceli ili, Çemişgezek belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Gözlühüyük : Gaziantep ilinde, Nurdağı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Gözlüklü çalı bülbülü : [Bakınız: bozkır ötleğeni] (Sylvia conspicillata) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının öteğengiller (Sylviidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 12.5 cm. Sırtı açık kahverengi, karnı daha açık renktir. Akdeniz memleketlerinde dağ yamaçlarında yaşar.

Gözlüklü penguen : Penguenler (Sphenisciformes) takımının, penguengiller (Spheniscidae) familyasından, 55 cm kadar uzunlukta, sırtı mavimsi kara, Güney Amerika'dan Güney Afrika'ya kadar olan bölgede yaşayan bir tür. (zooloji) (Spheniscus demersus) Penguenler (Sphenisciformes) takımının penguengiller (Spheniscidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 55 cm. Sırtı mavimsi karadır. Güney Amerikadan Güney Afrikaya kadar olan bölgede yaşar.

Gözlüklü-çalıbülbülü : (zooloji)

Gözlü ile ilgili Cümleler

  • Gazete okurken gözlük takma alışkanlığı var.
  • Aç gözlü ellerini paramın üzerine koyma.
  • "Gözlüğüm nerede?" "Mutfak masası üzerine bırakmıştın."
  • Hiç Tom'u gözlüksüz gördün mü?
  • Ali güneş gözlüğünü taktı.
  • Gözlüğüm burnumdan aşağı kaymaya başladı.
  • Gözlüğü büroda unuttum.
  • Gazete okurken gözlük takmayı prensip edinmiştir.
  • Tom, Mary'nin gözlüklerini yerde buldu.
  • Ali güneş gözlüğünü çıkardı ve Mary'ye uzattı.
  • Gözlüğüm olmadan göremem.
  • Gözlüğüm olmadan güçlükle görebiliyorum.
  • Gözlüğü kim icat etti?
  • Gözlüğüm için odama gitmesini istedim.

Diğer dillerde Gözlü anlamı nedir?

İngilizce'de Gözlü ne demek? : adj. eyed

n. eye; sight; cell, compartment, drawer, cubbyhole, cubby, cubicle, cuddy; eyehole, small hole (as in a needle); optic; blinker; orbit, orb