Garımak nedir, Garımak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı.

Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor.

İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver.

İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım.

Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek.

Usanmak, bıkmak.

Karın.

İşkembe.

Suya batmak, suya boğmak.

Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.

Garımak kısaca anlamı, tanımı

Garı : Kadın. Kara, siyah. Yaşlı kadın. Karı, kadın. Gayrı, artık

Garım : İki teneke suyla un karıştırılarak yapılan hamur: Üç garım ekmek yaptık. Tınazdan, savrulmak için ayrılan bir parça.

Kendiliğinden : İnsan eliyle ekilmeden yetişen, hudayinabit. Dış etkilerin zorlaması olmadan iç sebeplerle oluşan. İradesiz olarak gerçekleşen (hareket), spontane. (ke'ndiliğinden) Başka şeylerin etkisi olmaksızın, kendi kendine, bizatihi.

Oyun bozma : Karşı güreşçinin uyguladığı oyunlarla zor duruma düşen güreşçinin güç ve ustalık ile bu durumdan kurtulması.

Kötülemek : Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek. Nesnelerin niteliği bozulmak, kalitesi bozulmak. İnsanın sağlığı bozulmak.

 

Yaşlanmak : Yaşı ilerlemek, ihtiyarlamak.

Yaşlanma : Yaşlanmak işi. Organizmanın belirli ömrünü tamamlaması. Aşırı doygun bir katı çözeltinin, dengeli duruma geçerken çökelme yaratması olayı. Döllenme ile ölüm arasında yayılan gelişme ve büyüme aşamaları.

Dökülmek : Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.

Kötüleme : Kötülemek işi.

Yığılmak : Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak. Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek. Çok sayıda birikmek, toplanmak.

Üst üste : Çok kalabalık, sıkışık. Birbiri arkasından. Birbirinin üstüne konulmuş bir biçimde.

Eskimek : Eski duruma gelmek. Gözden düşmek, değeri kalmamak. Yıpranmak. Yaşlanmak.

Fazlaca : Gereğinden biraz daha çok olarak, bir hayli, çokça.

Altında : Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

İşkembe : Geviş getirenlerin ilk ve en büyük mide bölümü. Kasaplık hayvanlarda mideyi oluşturan bölümlerin bütünü, göden. Mide.

Yığılma : Yığılmak işi, kalabalıklaşma.

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.

Dökülme : Dökülmek işi.

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Usanmak : Tekrarlanması, uzun sürmesi dolayısıyla bir şeyden hoşlanmaz veya sıkılır duruma gelmek, bıkmak, bezmek.

Diğer dillerde Gaolao sığırı anlamı nedir?

İngilizce'de Gaolao sığırı ne demek ? : gaolao cattle