Gargınlık nedir, Gargınlık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kamışlık, sazlık: Derenin etrafı gargınlık.

Bıkkınlık: Bu yemekten gargınlık geldi.

Gargınlık kısaca anlamı, tanımı

Gargı : Kamış, bataklık kamışı. Avcıların barut, saçma ve kapsül koydukları üç gözlü teneke ya da ağaç kap. Bez ya da meşin fişeklik. (Kütahya). Ağaç barutluk. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta)

Gargın : Su yollarındaki engeller dolayısıyle kabarıp durgunlaşan su. Tıkanan su yolundan geri vuran su. Karların erimesiyle fazlalaşan su. Sık, sürekli ve fazla miktarda yağan yağmur. Gebe. Yemden doymuş (hayvan için). Bu yıl ekinler çok gargın, bilmem ki, nasıl biçeceğiz. Çok zengin (kimse için). İşi çok fazla olan kimse: Bugün çok gargınım, yanıma gelmeyin. Gövdeleri fazla gelişip odunlaşmış bitkiler. Sazlık. Üstü pişmiş, içi çiğ kalmış ekmek. Mısırın, fırında kururken yanma derecesine gelmesini anlatır.

Bıkkınlık : Çok bıkmış olma durumu.

Kamışlık : Kamışı çok olan yer.

Kamışlı : Kamışı olan.

Bıkkın : Çok bıkmış, usanmış, bezmiş.

Sazlık : Sazları (I) çok olan yer.

Dereni : Altında hafif ateş yakılarak, kabuğundan ayrılmamış mısır ve ot kurutulan, seyrek sırıklardan yapılmış yer.

Deren : Tırmık denilen tarım aracı. Derleyen, toplayan.

 

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Sazlı : Saz çalınarak yapılan.

Etraf : Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.

Kamış : Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler (Phragmites australis). Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, pipet. Bu bitkiden yapılmış. Erkeklik organı.

Yeme : Yemek işi. Yiyecek.

Dere : Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Gaolao sığırı anlamı nedir?

İngilizce'de Gaolao sığırı ne demek ? : gaolao cattle