Geçek nedir, Geçek ne demek

  • Çok geçilen yer, işlek yol
  • Küçük tahta köprü.

Yerel Türkçe anlamı:

Bahçe ya da ev kapısı: Geçeği açık bırakmayın ki, inek bahçeye girmesin.

Geçit, geçilecek yer

Geçit

Beğenilen, hoşa giden şey: Doğru söz bu köyde geçek değildir.

Ufak tahta köprü.

Verimsizleşen tarla.

Çamaşır.

Dar geçit, boğaz

Kök, temel.

Dayanıksız insan ve hayvan.

"gerçek” manasında bir edat // henek geçek: şaka şenlik

Çok geçilen yer, işlek yol. 2.bk. geçemek-

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Seyyar merdiven. (-Ordu)

Bilimsel terim anlamı:

Ulaşımı sağlayan taşıtların uğradığı yerlerin tümü.

Ulaştırma ve iletişim ağlarının geçtiği yol.

ulaştırma:

İngilizce'de Geçek ne demek? Geçek ingilizcesi nedir?:

ford, place of passage

Geçek tanımı, anlamı:

İşlek : Çok işleyen, canlı, hareketli. Özenmeden, çabuk yazıldığı hâlde okunaklı ve güzel olan (yazı).

Küçük : Niceliği az olan. Küçük abdest. Niteliği aşağı olan, bayağı. Geri aşamada. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Kısık, parlak olmayan (ses).

Tahta : Kara tahta. Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Bu ağaçtan yapılmış.

 

Köprü : Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Yer : Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Önem. Yerküre. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Durum, konum. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. İz.

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Kumaşta bulunan çizgi. Yolculuk. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Gaye, uğur, maksat. Hile, tuzak. Kez, defa. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gidiş çabukluğu, hız. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem.

 

Geçek geçit : Büyük suların geçilebilecek yeri.

Geçek taşı : Dereyi geçmek için konulan taşlar.

Geçek ile ilgili Cümleler

  • Bu geçekten yardımcı oldu.
  • Bazen çocuklar geçekten aptal olabilir.
  • Geçek onun seni göremeyecek kadar çok meşgul olmasıdır.
  • Hiç onu geçekten gördün mü?

Diğer dillerde Geçek anlamı nedir?

İngilizce'de Geçek ne demek? : crush, smash, catch, seize

Rusça'da Geçek : n. трасса (F), мостки (PL)

adj. нравящийся