Gelgi nedir, Gelgi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Buğday başaklarını yiyen bir çeşit zararlı hayvan: Bugün gelgiye tuzak kurdum.

Gelgi ile ilgili Cümleler

  • Kırk-dört Amerikalı başkanlık yemini için şimdi götürüldü. Bu sözler yükselen refah gelgitleri ve durgun barış suları sırasında konuşulmaktadır.Ama, bazen, yemin toplanan bulutlar ve hiddetlenen fırtınalar arasında alınır.Bu anlarda, Amerika sadece yüksek ofistekilerin başarısı ve görüntüsü için değil fakat aynı zamanda atalarımızın idaellerine ve bulunan dökümanlara sadık kalan biz insanlardan dolayı sürdürdü.
  • Ayın çekimi Dünyada okyanus gelgitlerinden sorumludur.
  • Gelgit çekildiği zaman plaj boyunca yürüdüm.
  • Gelgitler ay ve güneşten etkilenirler.
  • Gelgit hızlı yükseliyor.
  • Meryem, Tom'la yaşadığı gelgitli ilişkisini umutsuzca kurtarmaya çalıştı.
  • Güneş ve Ay, gelgitlere sebep olur.
  • Gelgitli, uzatmalı ilişkiler duygusal açıdan bezdirici olabilir.
  • Gelgit içeri geliyor
  • Bu sahil güçlü ve tehlikeli bir gelgite sahiptir.

Gelgi tanımı, anlamı

Gelgin : Mayalanmış hamur: Çörek gelgiti hamurdan yapılır

Gelgit akıllı : Yarı deli kişi.

Gelgit akıntısı : Özellikle anadeniz kıyılarındaki sığ koy ve boğazlarda görülen, kabarma sırasında denizden karaya, çekilme sırasında da ters yönde oluşan akıntı.

 

Gelgit çizgisi : Mavi çizgi.

Gelgit genliği : Bir kıyıda, denizin çekilme ve kabarma durumundaki düzeylerinde görülen yükseklik ayrımı.

Küçük gelgit : Gelgit olayının, güneş ve ayın çekim güçlerinin birbirine karşıt oldukları birinci ve ikinci dördün sırasında görülen en küçük çaplı biçimi. bk. büyük gelgit.

Gelgit : Boşuna gidip gelme. Ay ve Güneş'in yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı, metcezir.

Zararlı : Zarar veren, zararı dokunan, dokuncalı, muzır, tahripkâr.

Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Başak : Arpa, buğday, yulaf ve benzerleri ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı. Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün. Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi arasında bulunan takımyıldızın adı. Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. Tahıl ve meyveleri devşirdikten sonra geriye kalan döküntüler: Zavallı ihtiyar kadın, ömrünü başak toplamakla geçirir. Sigara izmariti: Tütün alacak parası yok ki başak toplayıp içiyor. Ana eksen üzerindeki çiçekleri sapsız olan çiçek durumu. Spika. Mahsûl devşirildikten sonra dal ve sap üzerinde kalmış olan artıklar. Demren, okun ucundaki sivri demir. İstanbul şehri, Karacaköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Malatya ilinde, Hasançelebi bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin kenti, Kızıltepe belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şırnak şehri, Silopi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bir takımyıldızın ve bir burcun adı; Başak takımyıldızı, Başak burcu.

 

Buğda : Buğday. Eski türkçe buğday: bk. ayrıca kıriyh.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Yiyen : Arkadaş. Yeğen, karşılığı yeen. Yeğen.

Kurdu : Edirne ili, Uzunköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Bugün : İçinde bulunulan gün. İçinde bulunulan çağ, zaman. İçinde bulunulan gün içinde.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Tuzak : Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzenek. Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Yiye : Zarar verici, obur (hayvan). Sahip. Eğe.

Diğer dillerde Gelfond teoremi anlamı nedir?

İngilizce'de Gelfond teoremi ne demek ? : gelfond's theorem