General agreement to borrow türkçesi General agreement to borrow nedir
- Uluslararası mali sistemin işleyişini engelleyecek krizleri önlemek amacıyla finansman gereksinimi olan ülkelere ek kaynak sağlanması için abd, ingiltere, almanya, fransa, belçika, hollanda, italya, isveç, kanada ve japonya'nın ımfye kredi açmasını öngören 1962 yılında yürürlüğe giren özel düzenleme.
- İktisat alanında kullanılır.
- Genel borçlanma anlaşması.
- Genel borçlanma andlaşması.
General agreement to borrow ingilizcede ne demek, General agreement to borrow nerede nasıl kullanılır?
General : Umum. Tarikat lideri. Şef. Orgeneral. Yaygın. Ordu komutanı. Yalpı. Halk. Baş.
Agreement : Kabul etme. İttifak. Uyuşma. İtilafname. Sözleşme. Muvafakat. Razı olma. Pakt. Akit. İtilaf.
To : Karşı. Oranla. İle. -e göre. Göre. Ya. -mek -mak (mastar). İla. Ye. Kala.
Borrow : Alıntı yapmak. Borç olmak. Borç almak. Ödünç almak. Borçlanma. Almak. Ödünç alma. Ariyeten almak.
General agreement : Genel anlaşma. Genel sözleşme.
General agreement on trade and tariffs : Gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması. Ticari kısıtlamaları en aza indirerek uluslararası ticareti teşvik etmek için yapılan anlaşma. Gümrük tarifeleri ve genel ticaret anlaşması. Ticaret ve tarifeler genel anlaşması.
General agreement on tariffs and trade : Tarifeler ve ticaret genel anlaşması. Gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması. Kotaları kaldırarak tarifelere dönüştürmek ve tarifeleri de zaman içinde azaltarak dünya ticaretini serbestleştirmek amacıyla anlaşmaya taraf ülkeler arasında karşılıklı ödün ilkesine göre görüşmeler yapılması ilkesiyle 1947 yılında isviçrenin cenevre kentinde imzalanıp 1948 yılında yürürlüğe giren anlaşma. gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması uruguay görüşmeleri sonrasında 1995 yılında dünya ticaret örgütü adını almıştır. Gatt.
İngilizce General agreement to borrow Türkçe anlamı, General agreement to borrow eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak General agreement to borrow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.
A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.
A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.
A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.
A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.
A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.
General agreement to borrow synonyms : ability to pay principle, abolition of forced labour convention, a shift in demand, abnormal budget receipts, ability rent, gab, a type mutual funds.

Bu kısımda General agreement to borrow kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede General agreement to borrow ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce General agreement to borrow anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz General agreement to borrow ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.