Gerdan nedir, Gerdan ne demek

Gerdan; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Gerdan" ile ilgili cümle

  • "Sivri çenenin altında iki kat bir gerdan." - A. Gündüz
  • "Başını geri atıp gerdanını olanca beyazlığıyla göstererek sarsıla sarsıla güldü." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Davarın boyun etiyle kuru üzüm ya da mürdümeriği kurusundan yapılmış olan bir çeşit yemek.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Büyük baş hayvanlarda boyun altındaki sarkık deri.

Boyun eti.

Bos indicus ırkı sığırlarda deri sarkıklığıyla belirgin ön bacaklar arasındaki alan.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Boyunduruğun alt kısmı. (Gücünkaya *Aksaray, Kızılca *Bor -Niğde)

İngilizce'de Gerdan ne demek? Gerdan ingilizcesi nedir?:

dewlap, neck

Gerdan anlamı, kısaca tanımı:

Gerdan kırmak : Naz ile boynu başla birlikte iki yana oynatarak kırıtmak. boynu, başı geriye oynatarak büyüklük taslar bir durum almak.

Gerdaniye : Klasik Türk müziğinde ince sol notasını andıran perde ve bir makam adı.

Gerdaniyebuselik : Gerdaniye makamı ile buselik beşlisinden oluşan bir birleşik makam.

Gerdanlık : Çoğu değerli taş ve madenlerden veya altın paradan yapılmış, boyna takılan takı.

 

Omuz : Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.

Şişman : Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen (kimse), şişko, mülahham.

Çene : Köşe. Çok konuşma huyu, gevezelik. Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık.

Altın : Altından yapılmış sikke. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Bu elementten yapılmış. Üstün nitelikli, değerli.

Tombulluk : Tombul olma durumu.

Kesim : Pazarlık, anlaşma. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason. Kesme zamanı. Kesme işi. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Bölge. Boy bos, endam. İşaretlenmiş belli yer. Bölüm, parça, kısım, sektör.

 

Boyun : Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi.

Gerdan gırmak : At, boynunu yukarı kaldırıp başını aşağı bükmek: Atın gerdan gıranını atçılar pek beğenir.

Gerdan güzeli : Beşibiryerde denilen altın.

Gerdana : Boyun, gerdan. Gerdanlık. Büyük zincirleri birbirine tutturan demir çengel.

Gerdançlık : Gerdanlık.

Gerdane : İbrik kapağını bağlayan düzen. (*Aksaray -Niğde)

Gerdanelik : Gerdanlık

Gerdanlıh : gerdanlık

Gerdan ile ilgili Cümleler

  • O, onu, ona inci bir gerdanlık alması için ikna etmeye çalıştı.
  • Gerdanlığının tokasını kapadı.
  • Karısını sevindirmek umuduyla, Mustafa ona güzel elmas bir gerdanlık aldı.
  • Pahalı bir gerdanlık takıyor.
  • Tom'un böylesine pahalı bir gerdanlığı almaya asla gücü yetmedi.
  • Kız kardeşime doğum gününde bir inci gerdanlık verdim.
  • Bu gerdanlık bir aile yadigarı.

Diğer dillerde Gerdan anlamı nedir?

İngilizce'de Gerdan ne demek? : n. jowl

Fransızca'da Gerdan : collet [le]

Almanca'da Gerdan : das Doppelkinn

Rusça'da Gerdan : n. шея (F), грудь (F)