Gerikmek nedir, Gerikmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yara dolup gerginleşmek, şişmek, kabarmak: Yaram gerikmiş hemen patlayacak.

Çok yorulmak.

Gerikmek anlamı, kısaca tanımı

Gerik : Taze incir. Örtülü, kapalı: Kuyunun ağzı gerik mi ?. [Bakınız: germager]. Ağzı açık ahmak kişi. Yünden yapılan kolsuz, kısa ceket. Çiçek bozuğu, çopur. Kapının ardına kadar açık olması hali

Geri : Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı. "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz. Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval. Aptal, anlayışsız. Eksik gösteren (saat). Hayvanda boşaltım organının dışı. Bir şeyin sona kalan bölümü. Son, sonuç. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş. Geriye doğru. Geçmiş, mazi.

Gerginleşmek : Gergin duruma gelmek.

Gerginleşme : Gerginleşmek işi.

Kabarmak : Ağırlığı artmadan hacmi büyümek. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak. Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek. Böbürlenmek, gururlanmak. Şişmek, genişlemek. Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak. Niceliği artmak, büyümek. Yağışlardan ya da kaynamaktan taşmaya yüz tutmak. Hayvanların tüyleri dikilmek. Bulanmak. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak.

 

Yorulmak : Yorgun duruma gelmek. Bir sebebe bağlanılmak, yorumlanmak.

Yorulma : Yorulmak işi.

Kabarma : Kabarmak işi. Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle, büyük denizlerde suların yükselmesi, met. Duygulanma. Kendini üstün görme, büyüklük taslama.

Gergin : Gerilmiş durumda olan. Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt). Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki). Huzursuz, sinirli.

Şişmek : İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek. Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak. Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak. Gururlanmak, büyüklenmek. Utanmak, mahcup olmak. Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak. Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek.

Kabar : Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası.

Gergi : Perde. İp, kayış, tel vb.ni gerginleştirme işinde kullanılan araç.

Şişme : Şişmek işi.

Hemen : Çabucak. Yalnız, sadece. Aşağı yukarı. Çok.

Patla : Kuru ve taze fasulye.

Heme : [Bakınız: he mi]. Derhal, hemen. Çocuk oyunlarında hedef, kale, çukur. Öyle mi, değil mi. Amma. Hem.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

Diğer dillerde Geridöndürülemezlik anlamı nedir?

İngilizce'de Geridöndürülemezlik ne demek ? : irreversibility