Get into mess türkçesi Get into mess nedir

  • Pisliğe bulaşmak.
  • Üstünü kirletmek.
  • Başını belaya sokmak.

Get into mess ingilizcede ne demek, Get into mess nerede nasıl kullanılır?

Get : Gidip getirmek. Öldürmek. İdrak etmek. Bulmak. Satın almak. Uğraşmak. Canına okumak. Almak. Yalanını çıkarmak. Ulaşmak.

Into : İçeriye. Haline. İçine. -e. -a. E. -in içine. Şekline. Biçimine. Ye.

Mess : Asker sofrasında yemek yemek. Dağınıklık. Zor durum. Altüst etmek. Ask.karavana. Kirletmek. Ask.orduevinin lokanta kısmı. Kötü durum. Karışık yemek. Düzensizlik.

Get into : -e girmek. Girmek. Uyum sağlamak. Varmak. Bir olaya karışmak. Bir şeye dahil olmak. (giysi) giymek. Öğrenmek. -e sokmak. İçine sıkıştırmak.

Get into a groove : Geleneklere bağlı kalmak. Bellemek.

Get into a jam : Kendini zor durumda bulmak. Başı belada olmak. Dar boğaza girmek. Dara düşmek. Parasız kalmak. Darda olmak. Zor duruma düşmek. (parasal) sıkıntıya düşmek.

Get into a rage : Fitili almak. Küplere binmek. Celallenmek.

Get into a rut : Tekdüze bir yaşama başlamak. Tekdüzeleşmek. Çamura batmak. Batağa saplanmak. Tekdüze bir süreç yaşamak. Yaşamın dişlileri arasında sıkışmak. Tutkularını yitirmek. Yaşam zevkini ya da coşkusunu yitirmek. Monotonlaşmak. Alışkanlığına saplanmak.

Get into a row : Azar işitmek. Başını belaya sokmak. Bulaşmak (birine). Çirkefe taş atmak.

 

Get into a temper : Tepesi atmak.

İngilizce Get into mess Türkçe anlamı, Get into mess eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get into mess ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Walk into : Girmek. Çatmak. Gözünü kırpmadan saldırmak. Aşağılamak. Fırça atmak. Kendi hatasıyla başını belaya sokmak. Pervasızca saldırmak. (birinin üzerine) saldırmak. Azarlamak.

Get into hot water : Sıkıntıya girmek. Başı derde girmek. Belaya bulaşmak.

Get into a scrape : Zor duruma düşmek. Kendini zor durumda bulmak. Başına iş açmak.

Be in the cart : Zor durumda kalmak. Başını derde sokmak. Ayvayı yemek. Hapı yutmak.

Get into hot water : Başını derde sokacak şeyler yapmak. Sıkıntıya girmek. Başına bela gelmek. Suyunu kaynatmak. Başı derde girmek. Kuyusunu kazmak. Belaya bulaşmak. Başına kötü bir şey gelmek. Başını derde sokmak.

Get into trouble : Tehlikeye düşmek. Zılgıtı yemek. Başı belaya girmek. Derde girmek. Derde sokmak. Başına dert almak. Azar işitmek. Başını derde sokmak. Belaya uğramak.

Get into a row : Azar işitmek. Bulaşmak (birine). Çirkefe taş atmak.