Gilead türkçesi Gilead nedir

  • Kuzey israil'de bir bölge.
  • Maine eyaletinde yerleşim yeri.
  • Erkek ismi (ibranice).
  • Nebraska eyaletinde yerleşim yeri.

Gilead ingilizcede ne demek, Gilead nerede nasıl kullanılır?

Balm of gilead : Pelesenk yağı. Belesan yağı. Belesan. Belsen.

Balm of the gilead : İyileştirme ve rahatlatma amaçlı olarak kullanılmış olan eski bir ilaç. Pelesenk yağı. Belesan yağı.

Gilet : Jile.

Agile : Tetik. Hareketli. Çevik. Atik. Becerikli. Faal. Levent. Kıvrak.

Agile applet : Bir ağdaki hizmetler için mobil araç olarak hizmet veren küçük otonom java uygulama programı (kendini gönderme ve ağ üzerindeki diğer bağcıklarla etkileşimde bulunabilen).

Nargileh : Genellikle sünger ve deniz salyangozu avcılığında balık adama su dışından hava hortumuyla hava verme sistemi, şinorkel. Nargile. Dumanın solukla içeriye çeken boruya gelmeden önce su borusu ile filtrelendiği doğu ülkelerinde kullanılan pipo türü.

Fragile : Kolayca kırılır. Narin. Kırılgan. İnce. Kolay kırılan. Gevrek. Nazik. Hassas. Alıngan. Kırılır.

Fragileness : Kırılabilirlik. Zayıflık. Gevreklik. Kolay kırılma. Naziklik. Bozulabilirlik.

Agilely : Hızla. Tetikte olarak. Çevikçe. Akıllıca. Kolayca. Zarafetle. Çabucak.

Gil : Erkek ismi (gilbert isminin kısaltması).

İngilizce Gilead Türkçe anlamı, Gilead eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Gilead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Guide : Kılavuzluk etmek. Sevketmek. Kuyu kılavuzu. Okul yöneticilerine, öğretmenlere ve kimi durumlarda öğrencilere yeni programlar, yöntem ve teknikler ile uygulama biçimleri üzerinde bilgi veren ve yol gösteren yapıt. Götürmek. Bir kurumda, bir uğraş dalında, bir kentte vb. çalışanların kimliklerini ve oturdukları yeri belirten danışma kitabı. bir kent, bir bölge ya da bir ülke vb. üstüne bilgi veren danışma kitabı. Yönlendirmek. Budunbilimsel alan araştırmalarında araştırıcıya yardım eden, yol gösteren, araştırıcıyla araştırılan bölge insanları arasında aracılık yapan kişi. Kılavuz. Yönetmek.

Conduct : Sesi iletmek. Geleneklere, göreneklere, aktöreye, güzellik kurallarına ve ilkelerine göre değerlendirilen ya da yöneltilen kişi davranışı. insanı hayvandan ayırt eden bilinçli, özgür istence dayalı davranış. Rehberlik etmek. İdare etmek. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Geçirmek. Yürütmek. Sevk ve idare etmek. Yönlendirmek. Davranım.

Usher : Seyircilere yerlerini göstermek için görevlendirilmiş kişi. Başlatmak. İn içeri getirmek. Açmak. Yer göstermek. Yerini göstermek. Getirmek. Yol göstermek. Tiyatrolarda seyirciye biletinin değerine, çeşidine, numarasına göre bir yer gösteren, çoğu kez program da satan görevli.

Bid : Girişim. Söylemek. Para sürme. Briç deklarasyon yapmak. Deklarasyon. Fiyat vermek. Teklifte bulunmak. Davet etmek. İhale. Herhangi bir iktisadi mal ve hizmeti satın almak için önerilen bedel.

 

Pray : Dua okumak. Af dilemek. Dua. Namaz kılmak. Dua etmek. Yalvarmak. Yalvarma. İbadet etmek. Rica etmek. Yakarmak.

Misdirect : Yanlış yön göstermek. Yanlış adrese göndermek. Yanlış yere göndermek. Hedef şaşırtmak. Yanlış yönlendirmek. Jüriyi yanlış bilgilendirmek. Yanlış yol göstermek. Hedefi şaşırtmak. Yanıltmak. Yanlış yola sokmak.

Lead astray : Hedefi şaşırtmak. Baştan çıkarmak. Hedef şaşırtmak. (birini) yoldan çıkartmak. Azdırmak. Dalalete düşürmek. Yanlış yönlendirmek. Yoldan çıkarmak. Bozmak. Aklını çelmek.

Conjure : Büyü yoluyla çağırmak (ruh vb). Büyülemek. Afsunlamak. Ruh çağırmak. Hokkabazlık yapmak. Büyü yoluyla ruh çağırmak. Büyü ile çağırmak. El çabukluğu ile çıkarmak. Yalvarmak. Yolunu bulmak.

Gilead synonyms : eitay, hanan, adjure, show, ephraim, eliav, jotham, direct, gad, harel, eliahu, misguide, implore, hand, beacon, beseech, mislead, elkanah, eliran, beg, entreat, press, invoke, gamliel, johanan, elyakim, take, gadi, appeal.

Gilead zıt anlamlı kelimeler, Gilead kelime anlamı

Follow : İzleme. -in sonucu olmak. Hemen ardından yer almak. Peşinden gitmek. Takip etmek. Anlamak. İzlemek. Arkasından gelmek. -in ardından gelmek. Oluşmak.

Depressing : İç karartıcı. Kasvetli. Üzücü. Moral bozucu. Düşürme etkisi yapma. Hüzünlü. Acıklı. Bunaltıcı. Kasvet verici. Can sıkan.

Sad : Hüzünlü. Üzüntülü. Hayırsız. Adam olmaz. Koyu. Acılı. Üzücü. Yetersiz. Kederli. Kasvetli.