Glob türkçesi Glob nedir

Glob ile ilgili cümleler

English: Are you worried about global warming?
Turkish: Küresel ısınma hakkında endişeli misin?

English: Do you believe global warming is the result of human actions?
Turkish: Küresel ısınmanın insan eylemlerinin sonucu olduğunu düşünüyor musunuz?

English: Air pollution is a serious global problem.
Turkish: Hava kirliliği ciddi global bir sorundur.

English: Al Gore is a global-warming activist.
Turkish: Al Gore bir küresel ısınma eylemcisi.

English: A global crisis is at hand.
Turkish: Küresel bir kriz yakındır.

Glob ingilizcede ne demek, Glob nerede nasıl kullanılır?

Glob corne : Keratin incisi. Glob korn.

Global : Ayrıntılı. Evrensel. Toplu. Genel. Dünya çapında. Küresel. Tüm dünya ile ilgili. Geniş çaplı. Küre biçiminde.

Global backup : Sabit disk üzerindeki tüm dosyaların yedeklenmesi. Genel yedekleme.

Global bonds : Yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda aynı anda alınıp satılabilen tahviller. Global tahviller.

Global catalog : Evrensel katalog. Genel katalog.

Global group : Genel grup.

Global economy : Küresel ekonomi.

Global format : Elektronik çizelgede sayıları biçimlendirmek için kullanılan biçim.

Global communication : Küresel iletişim.

Global field quota : Global alan kotalaması. Belirli bir tarımsal ürün toplam ekim alanının ülke düzeyinde sınırlandırılması. krş. global kota 2, global miktar kotalaması.

 

İngilizce Glob Türkçe anlamı, Glob eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glob ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clew : Anahtar. Şipka (gemi). Yün yumağı. Hamak ipi gemi. Sarmak. İskota yakası. İz. İpucu. Yumak.

Floccules : Saç püskülü. Küçük topak. Yün perçemi. Yumak.

Agglomeration : Yığılma. Bir toplumsal kümenin ya da daha kalabalık bir nüfus topluluğunun, yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek amacıyla seçip yerleştikleri kent, kasaba, köy ya da daha küçük bir yer. Halter. Küme. Toplama. Toplanma. Yığışım. Yığma. Yığın. Bir araya toplama.

Drib : Azıcık. Damlamak. Çok küçük miktar. Damlacık.

Lump : Parça. Hantal hantal dolaşmak. Şişlik. Bir grupta toplamak. Yığmak. Ahmak. Öbek. Çekmek. Katlanmak.

Dribble : Yavaşça akmak. Sürmek (topu). Çalımlamak. Damlamak. Deliğe yuvarlanmak (bilardo). Salyası akmak. Damlatmak. Azar azar akmak. Bir oyuncunun topu ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak devinimlerle aldatıp geçmesi. (toplu ya da topsuz olarak yapılır.).

Chunk : Külçe. Yığın. Kocaman parça. Tıknaz ve güçlü adam. Bodur ama güçlü hayvan. Kalın parça. Büyük miktar. Kısa boylu adam. Tıknaz.

Cob : Kerpiç. Kömür gibi. Taneleri alınmış, selüloz bakımından zengin, öğütülerek geviş getiren hayvanlara dolgu maddesi olarak yedirilebilen mısır koçanının bir parçası, somak, sömek. Tanesiz koçan. Midilli. İri fındık. Erkek kuğu. Kısa bacaklı binek atı. Mısır koçanı.

 

Clot : Şaban. Pıhtılaştırmak. Gerzek. Top top olmak. Kesilmek. Sersem. Yumak. Üzerinde toplanmak. Yapışmak.

Clump : Ağır adımlarla yürümek. Ağır ve gürültülü adımlarla yürümek. Tok ses. Sert adım sesi. Kümeye eklemek. Yığın. Ayakkabı pençesi (kalın). İndirmek. Kümelemek. Yumruklamak.

Glob synonyms : clews, cobs, bead, clueing, clue, driblet, corpuscle, bolus, dribblets, ball, blobs, chunks, drachm, gob, dollops, blobbing, dram, dribblet, dribbles, drachms, clues, clod, cluing, cake, dollop, drams, coagulum, blobbed, blob, floccule.