Good morals türkçesi Good morals nedir

  • Töre.
  • Hukuk alanında kullanılır.

Good morals ingilizcede ne demek, Good morals nerede nasıl kullanılır?

Good : Dolu dolu. Sağlamlaştırmak. Sağlığa yararlı. Hayır. Uslu. Güzel. Doğruluk. Yararlı. Çok. Emin.

Morals : Töre. Adab. Ahlak kuralları. Hulk. Aktöresel niteliği belirgin geleneksel halk davranışlarının her biri. bk. gelenek, görenek, boşinanç. krş. moda. Ders. Aktöre. Toplumuna göre, yasa ve aktöre yerine geçebilen, ama gerçekte yasa olmayan davranış kalıbı. Ahlak düşüncesi. Ahlak.

Offence against good morals : Toplum töresine karşı işlenen suç.

Good afternoon : İyi akşamlar. Tünaydın.

Good agriculture practices : Tarımsal üretim sistemini iktisadi açıdan karlı ve verimli, sosyal açıdan yaşanabilir, insan ile hayvan sağlığına ve çevreye duyarlı kılarak gönenci artıran, dünyada bütünleşik ürün yönetimini önplana çıkaran sürdürülebilir kalkınmanın tarımsal ayağını oluşturan uygulamalar bütünü. iyi tarım uygulamaları avrupa iyi tarım uygulamaları adı altında başlayıp, küresel iyi tarım uygulamaları ile geliştirilen uluslararası ölçünleştirme girişimlerini kapsamaktadır. İyi tarım uygulamaları.

Good and : Fazlasıyla. Tamamen. Çok. Bütünüyle.

İngilizce Good morals Türkçe anlamı, Good morals eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Good morals ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abstention : Kaçınma. Oy vermeme. Uzak durma. Çekinme. Çekimser oy. İmtina. Vazgeçmek. Çekimser kalma. Çekimserlik.

Convention : Resmi bir toplantı veya konferans. Uylaşım. Toplanma. Anlaşıt. Belli bir tarihsel dönemde bir toplumda ya da bir toplumsal kümede yaygın olan gelenek, görenek, moda, alışkı. . . gibi genel uygulama ya da kullanım biçimlerinin her biri. Düzen. Gelenek. Antlaşma. İki ya da daha çok devlet arasında yapılan bağlayıcı yazılı sözleşme.

Act of witness : Tanıklık.

Absente : Yitimli. Latince absente reo (davalının hazır olmaması) deyiminin bir parçası.

Rules : Esaslar. Kurallar. İçtüzük. Mevzuat. Yönetmelik. Tüzük.

Allegation : Suçlama. Özür. Bahane. İleri sürme. İtham. İddia. İthamname. Sav. Mazeret.

Abduction : Dışaçekim (tıp veya medikal terimi). Kaçırma (bir kimseyi). Abdüksiyon. Dışaçekim. Kaçırma. Adam kaldırma. Kız kaçırma. (kas) dışarı çekme. Zorla kaçırma. Adam kaçırma.

Accused : Sanık. Maznun. Müttehem. Suçlanan. Suçlu. İtham edilen. Zanlı.

American law of corporation : Dernekler tüzesi.

Morals : Ders. Ahlak kuralları. Toplumuna göre, yasa ve aktöre yerine geçebilen, ama gerçekte yasa olmayan davranış kalıbı. Aktöresel niteliği belirgin geleneksel halk davranışlarının her biri. bk. gelenek, görenek, boşinanç. krş. moda. Hulk. Aktöre. Ahlak düşüncesi. Adab. Özdeyiş.

Good morals synonyms : acts contra bonos mores, a wide saloon, abstainer, mores, administration of justice, custom, abetment, traditions, observance, aggravating circumstances, administer an oath, annulment, manners, administrative districts.