Gravels türkçesi Gravels nedir

  • Çakıl döşemek.
  • Aklını karıştırmak.
  • Şaşırtmak.
  • Hayret uyandırmak.
  • Çakıl.
  • İdrar taşı.
  • Çakıl dökmek.
  • Kum hastalığı.
  • Hayret ettirmek.
  • Çakıllı kum.
  • Çakıllık.

Gravels ingilizcede ne demek, Gravels nerede nasıl kullanılır?

Gravel pain : Özellikle atlarda kum veya toprak tüketimi sonucu kolonda fazla miktarda kum bulunması sonucu biçimlenen ishal ve ağırlık kaybıyla, kimi olgularda da bağırsak tıkanması dönme ve yer değiştirmelerle birlikte seyreden akut veya kronik seyirli sancı. Kum sancısı.

Gravel pit : Çakıl yatağı. Çakıl ocağı.

Bank gravel : Tabii çakıl. Doğal çakıl. Teras çakılı.

Coarse gravel : Kaba çakıl. İri çakıl. Kalın taneli çakıl.

Crushed gravel : Kırma çakıl.

Natural gravel : Kristalli kayaç bileşenlerinin dağılmasıyle olan kum. Granit kumu.

Gravelled : Çakıllı. Çakıl döşenmiş.

Fine gravel : İnce çakıl.

Gravel : Şaşırtmak. Çakıl dökmek. Çimentolanmamış kum taneciklerinden büyük, yuvarlak taş parçası. (çapı 4-64 mm.). İdrar taşı. Hayret uyandırmak. Kum hastalığı. Kum (medikal tıp terimi). Taş (medikal tıp terimi). Çakıllık. Hayret ettirmek.

Graveless : Mezarsız. Gömülmemiş.

İngilizce Gravels Türkçe anlamı, Gravels eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gravels ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Lead : Kurşun. Elektrik akımını, dipten ışıklı aygıta ya da elektriksel uçlara ileten tel. Kurşundan yapılmış. Baş rol. Sürmek. Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi. Yol göstermek. Öncülük yapmak. Önderlik etmek. Yıldız oyuncu.

Addlings : Bozmak. Çürük. Çürümek. Bozulmak. Kokmak. Kokuşturmak. Kafa karıştırmak. Cılk. Çürütmek.

Sift : İncelemek. Kevgirle serpmek. Gözden geçirmek. Kalburlamak. Titizlikle araştırmak. Soruşturmak. Elemek. Elekten geçirmek. İnce eleyip sık dokumak.

Gravel : Kum (medikal tıp terimi). Akvaryum tabanına serilen ufak yuvarlak taşlar. Taş (medikal tıp terimi).

Disorientates : Yönünü şaşırtmak.

Whisk : Toz fırçası. Süpürmek. Apar topar götürmek. Çırpmak. Yumurta çırpma aleti. Fırlamak. Silerek çıkarmak. Fırçalamak. Sallamak. Silkinme.

Distract : Avutmak. Uzaklaştırmak. İşinden alıkoymak. Aklını başka yere vermesine sebep olmak. Dikkat dağıtmak. Zihni dağılmak. Dikkatini dağıtmak. İlgi dağıtmak.

Surpass : Takmak. Aşmak. Üstün gelmek. Geride bırakmak. Üstün çıkmak. Geçmek. Baskın çıkmak. Geçmek (üstünlük açısından). Ütmek. Üstün olmak.

Baffle : Zor gelmek. Ses kaybını ya da dağılmasını önlemek için herhangi bir gereçten yapılmış gergi. Selen gergisi. Kafasını karıştırmak. Şaşkınlık uyandırmak. Bozmak. Engel olmak.

Jounce : Zıplamak. Sarsıntı. Sarsma. Sarsmak. Sallamak.

Gravels synonyms : globe trot, travel rapidly, go past, travel purposefully, move around, rush along, cannonball along, pull back, come, slice through, locomote, go forward, move back, island hop, go across, travel along, ski, tour, befuddle, glide, displace, seek, go up, ride, bamboozling, bemaze, prance, go down, progress, flock, addle, retreat, overfly.

 

Gravels zıt anlamlı kelimeler, Gravels kelime anlamı

Advance : İleri gitme. Terfi. Gelişmek. İleri almak. Yürümek. İlerleme. Artmak. Öne sürmek. Avans vermek. Gelişme.

Linger : Kalmak (gitmesi gerekirken). Uzamak. Oyalanmak. Gecikmek. Geçmişte kalmak. Can çekişmek. Gitmemek. Durmak. Ayrılamamak. Geçmek bilmemek.

Ascend : Pesten tize geçmek (müzik terimi). Yükselmek. Ağmak. Ziyadeleşmek. Çıkmak. Yukarı çıkmak. Tahta çıkmak. Artmak. Tırmanmak. Çıkmak (tahta).

Gravels antonyms : ride, rise, recede, descend, stay in place, fall, go, follow, precede, birth.