Grill türkçesi Grill nedir

  • Sıkıştırmak.
  • Izgarada pişirmek.
  • Parmaklık.
  • Havanın odaya üflendiği ağız.
  • Izgara.
  • Kafes.
  • Emme ızgarası.
  • İşkence etmek.
  • Odanın kirli havasının emildiği ağız.
  • Üfleme ızgarası.
  • Kızartmak.
  • Izgara yapmak.
  • Sorguya çekmek.
  • Izgara et.
  • Izgarasını yapmak.

Grill ile ilgili cümleler

English: A grill puts out a lot of heat.
Turkish: Bir ızgara çok ısı yayar.

English: Where did you grill them?
Turkish: Onları nerede ızgara yaptın?

English: We had lunch at Chuck's Bar and Grill on Park Street.
Turkish: Biz Park Caddesindeki Chuck's Bar and Grill'de öğle yemeği yedik.

English: I cannot grill this meat. It has gone bad!
Turkish: Bu eti ızgara yapamam. Bozulmuş!

English: The grill is hot.
Turkish: Izgara sıcak.

Grill ingilizcede ne demek, Grill nerede nasıl kullanılır?

Bbq grill : Üzerinde et kızartılan taşınabilir ocak. Barbekü ızgarası.

Gas grill : Gazlı ızgara.

Mixed grill : Karışık ızgara.

Radiator grill : Radyatör ızgarası. Soğutmaç perdesi. Radyatör kafesi. Radyatör panjuru. Taşıtların önünde bulunan, motor soğutma havasının girdiği bölüm.

Grillage : Çapraz çizgiler oluşturan parmaklıklar ağı. Ağ dizge. Yükü daha geniş alan üzerine yaymak ve desteklemek için beton temel içine yerleştirilmiş nervürlü çelik ızgarası. Griyaj. Kafes. Yumuşak zemine yapılan inşaat temeli olarak kurulan kirişler veya çelikten oluşan ağ. Temel ızgarası. Izgara sistem. Izgara.

 

Grille : Izgara. Ön panjur. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renk ızgarası. Koruyucu ekran. Kadran. En yeni renkli almaçlarda, eleğin yerini alan, 60 cm'lik görüntülük için düşey sıralanmış 650 telden oluşan ızgara. Şifre ızgarası. Parmaklık. Radyatör ızgarası.

Grillroom : Yemek odası. Ocak başı. Et lokantası. Lokanta.

Grilled : Izgara yapılmış. Parmaklıklı. Kafesli. Izgara. Izgarada pişirilmiş. Izgarada pişmiş. Kızarmış.

Grilles : Parmaklık. Izgara. Kafes.

Griller : Izgara.

İngilizce Grill Türkçe anlamı, Grill eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grill ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Catechizing : Hristiyanlıkta ilmihale dayanarak din dersi vermek. Soru cevap yöntemiyle öğretmek. Dini konuları soru cevap yoluyla öğretmek. İlmihale dayanarak din dersi vermek. İlmihal öğretmek.

Grid : Radyo ışıtaçlarında eksiuç ile artıuç arasına yerleştirilen ızgara biçiminde elektrikucu. En yeni renkli almaçlarda, eleğin yerini alan, 60 cm'lik görüntülük için düşey sıralanmış 650 telden oluşan ızgara. Örgü. Renk ızgarası. Haritayı karelere bölme sistemi. Sahnenin mazgala benzeyen, makaralar için düşünülmüş, birbirlerini 90 derecelik açılarla kaleden demir çubuklu tavanı. sahne ızgarası. Dekor parçalarının ya da ışıldakların asıldığı çubuk askı palangalarının, birbirine koşut çelik bağlantıların ya da rayların bulunduğu yer. Sistem.

 

Grating : Cırlak. Taban ızgarası. Rendeleme. Pencere kafesi. Demir parmaklık. Sahnede çit duygusunu veren kafes. Uzay, tiyatro alanlarında kullanılır. Nahoş. Ağ. Gıcırdayan.

Astringing : Kabız. Büzmek. Sıkmak.

Gridirons : Şebeke. Demir ızgara. Sistem. Çekme ızgarası. Havuzda gemi desteği. Futbol sahası (amerikan ingilizcesi). Çekme kızağı.

Fry : Yağda kızarmak. Kızarmak. Yavru balık. Larva devresini tamamlamış, ana babaya benzer karakterleri kazanmış ve balıkçık büyüklüğüne kadar olan balık. Kızartma. Kızartılmış yiyecek. Elektrikli sandalyede idam etmek. Yağda kızartmak. Kavurmak.

Cook : Yemek pişirmek. Pişmek. Aşçı. Hazırlamak. Oynama yapmak. Yemek yapmak. Yapmak. Pişirmek. Mahvetmek. Üzerinde oynamak (hesaplar).

Banisters : Korkuluk. Tırabzan. Merdiven korkuluğu.

Eatery : Kafeterya. Lokanta veya kafe. Fast-food restoranı. Yiyecek sunan yerler. Pratik yiyecek atıştırma yeri. Gayrı resmi ortamı olan lokanta.

Blushed : Kızartı. Kızarmak (yüz). Kızarmak (yüz vb). Kırmızılaşmak. Utanmak. Yüzü kızarmak. Kızarmak. (yüzü) kızarmak.

Grill synonyms : cook out, oven broil, bear against, eating place, catechizes, restaurant, balusters, hibachi, agonizes, grills, balustrade, agonises, besieges, chap, balustrades, bombards, catechized, fence, fencing, grids, cage, fencings, brownest, grate, agonise, bar, broilers, gratings, check up on, grillroom, astringes, martyring, catechise.

Grill ingilizce tanımı, definition of Grill

Grill kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A gridiron. To broil on a grill or gridiron. A figure of crossed bars with interstices, such as those sometimes impressed upon postage stamps. To broil. To stamp or mark with a grill. To undergo the process of being grilled, or broiled.