Guaranteeing türkçesi Guaranteeing nedir

  • Söz vermek.
  • Garanti etmek.
  • Kefil olmak.
  • Garantiye almak.
  • Teminat vermek.

Guaranteeing ingilizcede ne demek, Guaranteeing nerede nasıl kullanılır?

Guarantee and sponsor of state : Verilen belgenin sağladığı korumanın, devletçe inanca altına alınması ve herhangi bir elatma durumunda güvenliğinin sağlanması. Devletin inanca ve güvenliği.

Guarantee credit : Güvence kredisi. Kefalet kredisi. Teminat kredisi.

Guarantee function : Markanın halk üzerinde güven duygusunu uyandırma görevi. Güvenirlik görevi.

Guarantee fund : Garanti fonu. Teminat fonu. Teminat akçesi. Şirketler arası garanti fonu.

Guarantee of bank : Bir bankanın kişi yararına diğer bir gerçek ya da tüzel kişiye borçlanımda bulunması. Banka borçlanımı.

Will you guarantee the repairs : Tamirat garantisi veriyor musunuz.

Credit and guarantee cooperative : Kredi ve kefalet kooperatifleri. Tarım, küçük sanayi ve ticaret kesimlerinin kısa, orta ve uzun vadeli kredi gereksinimlerini karşılamak için kurulan kooperatifler.

European agricultural guidance and guarantee fund : İktisat, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Avrupa tarımsal yönlendirme ve garanti fonu. Avrupa birliğinin ortak tarım politikasının finansmanını sağlamak amacıyla 1962 yılında oluşturulmuş fon. krş. avrupa birliği ortak tarım politikası.

 

Fidelity guarantee insurance : İnancı kötüye kullanma sigortası. Güveni kötüye kullanma sigortası. Her türlü güveni kötüye kullanma durumunu güvence altına alan sigorta türü. Emniyeti suistimal teminatı sigortası.

Accept guarantee : Garanti almak. Teminat olarak kabul etmek (iş anlaşmasında). Teminat almak (örneğin, çekinceler).

İngilizce Guaranteeing Türkçe anlamı, Guaranteeing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Guaranteeing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Go bail : Kefalet etmek. Kefalet vermek.

Assure : İnandırmaya çalışmak. Kesinleştirmek. İkna etmek. Sigorta etmek. Sağlama almak. Güvence altına almak. Güvenceye almak. İnandırmak.

Sponsor : Vaftiz babalığı yapmak (çocuğa). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Belirli koşulları taşıyan bir filmin ya da televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesini, parası karşılığı isteyen kimse. Finanse etmek. Arka çıkmak. Parasal destek sağlamak. Sponsorluğunu yapmak. Ünalgı-sınalgı bağdarlamasının masraflarını karşılayıp reklam yapan firma. Siparişçi.

Sponsoring : -e kefil olmak. Sponsorluğunu yapmak. Arka çıkmak. Finanse etmek. Vaftiz babalığı yapmak (çocuğa). Himaye etmek. Parasal destek sağlamak. Desteklemek. Korumak.

Sponsors : Desteklemek. Finanse etmek. Korumak. Sponsörler. Arka çıkmak. Himaye etmek. Parasal destek sağlamak.

Avouching : İtiraf etmek. Yetki vermek. Tasdik etmek. Doğrulamak. Teyit etmek. Onaylamak.

Answered : Yerine getirmek. Cevap vermek. Yanıtlandı. Bakmak (kapı). Yetmek. Yanıtlamak. Karşılamak. Cevap verilmiş. Cevaplanan.

 

Ensures : Sağlamak. Hüküm altına almak. Korumak. Sigorta etmek. Garantilemek. Emniyete almak. Olmasını kesinleştirmek. Emin olmak. Sağlama almak.

Hedging : Döviz kuru rizikosuna karşı korunma. Bir çeşit vadeli satış usulü. Dolaylı konuşmak. Çit ile çevirmek. Önlem almak. Kısıtlamak. Riski dengeleme. Kaçamak cevaplar vermek. Çitle çevirme. Vadeli piyasalarda risk azaltma yöntemi.

Ensure : Emniyete almak. Garantilemek. Korumak. Hüküm altına almak. Sigorta etmek. Kesinleştirmek. Emin olmak. Sağlama almak. Sağlamak.

Guaranteeing synonyms : stand bail for, make certain, avouch, made certain, indemnify, assures, engage, covenanting, protest, impignorate, nail down, ensured, insure, commits, give an undertaking, guarantees, affirm, insures, answer for, go bail for, vouch for, answers, stand security, make sure, give guarantee, insuring, covenant, avouches, guarantee, stipulates, give a promise, secure, engages.