Gulped türkçesi Gulped nedir

  • Bastırmak.
  • Acısını içine atmak.
  • Yutmak.
  • Yudum.
  • Soluğu kesilmek.
  • Küçük dilini yutmak.
  • Boğazı düğümlenmek.
  • Yutuvermek.
  • Yutkunmak.
  • Yutuverme.
  • İçine atmak.

Gulped ile ilgili cümleler

English: Jale gulped down a tall glass of orange juice.
Turkish: Jale büyük bir bardak portakal suyunu tek nefeste içti.

Gulped ingilizcede ne demek, Gulped nerede nasıl kullanılır?

Gulper : Büyük miktarlarda ve hızlı yiyen veya içen kimse. Hızlı yiyen kimse. Yutuveren kimse.

Gulpers : Hızlı yiyen kimse. Yutuveren kimse. Büyük miktarlarda ve hızlı yiyen veya içen kimse.

Gulp down : Bastırmak. Lüpletmek. İçine atmak. Lüplemek. Yutuvermek. Yutkunmak. Hapır hupur yemek. Soluğu kesilmek. Boğazı düğümlenmek. Yutmak.

Gulp : Yutuverme. Boğazı düğümlenmek. Soluğu kesilmek. Yudum. Aceleyle yutmak. Bastırmak. Acısını içine atmak. Yutmak. Küçük dilini yutmak. Yutkunmak.

Gulping : Soluğu kesilmek. Boğazı düğümlenmek. Yutkunmak. Yutma. Bastırmak. Yutmak. İçine atmak. Küçük dilini yutmak.

Gula : Derin oyuğu olan korniş (mimarlık). Liberya'da yaşayan bir etnik grup. Gırtlağın veya boğazın üst bölümü (zooloji). Boyunun ön kısmı (zooloji). S-şeklindeki kıvrımı olan korniş (mimarlık).

Gulf coast sheep : Günümüzde florida’da yetiştirilen, küçük ve ince kemik yapısına sahip, yüz ve bacaklar çıplak, yapağı rengi beyaz-koyu kahverengi arasında değişen, spiral boynuzlara sahip, sıcak ve nemli iklime uyum sağlamış koyun ırkı. Gulf coast koyunu.

 

Gulch : Dar ve derin akarsu yatağı. Sel çukuru. Küçük derin dere. Derin ve dar derecik. Taşlı vadi. Küçük kanyon.

Gulps : Yudum. Boğazı düğümlenmek. Soluğu kesilmek. Acısını içine atmak. Yutkunmak. İçine atmak. Yutmak. Küçük dilini yutmak. Bastırmak. Yutuverme.

Gular : Gırtlakla ilgili. Gırtlağa özgü. Gula içinde bulunan (zooloji). Üst boğaz ile ilgili. Boğazın veya gırtlağı üst kısmına ait veya ilgili.

İngilizce Gulped Türkçe anlamı, Gulped eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gulped ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dram : Bir yudumluk içki. Dram. Dört gram. Tiyatrodaki geleneksel ağlatının, zamanın gelişmesine ve sinema ile televizyonun özelliklerine uygun olarak gösterdiği evrimle oluşan tür. kahramanlar, ağlatının kapalı, dar, dış dünyayla ilişkisiz çevresinde yaşamaktan çıkıp, belli bir çevrenin, belli bir çağın somut koşulları içinde yer alırlar; günlük yaşamın içindedirler; durumları, davranışları bu yaşamın koşullarıyla belirlenir. dram kahramanlarının belirli bir toplumsal durumu, bu durumdan ileri gelen davranışları vardır. dramatik yapı, duygulardan, tutkulardan çok, kahramanın içinde yaşadığı toplumsal koşulların etkisiyle kurulur. dramda da kahraman, olağandışı bir durumla karşı karşıyadır. toplumsal yapısının, bilincinin, kendini çevreleyen koşulların elverdiği ölçüde bu olağandışı durumun üstesinden gelmeye çalışır. kahraman ile onu çevreleyen koşullar arasında bir güç denemesi, çetin bir sınav ortaya çıkar. dram kahramanı bu sınavla kendi kendini daha iyi tanır, güçlü ya da zayıf yönlerini öğrenir, elindeyse zayıf yönlerini güçlendirmeye çalışır. dramın amacı, ortaya böyle olağandışı bir durum koyup, kahramanı bu durumla karşı karşıya getirmek, bu sınavı anlatmak, bunun sonunda kahramanın hangi noktaya, nasıl ve neden geldiğini açıklamaktır. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dirhem. Damla. Herhangi bir şeyin küçük bir miktarı. Az miktar.

 

Buy into : Hisse almak. Alışveriş yapmak. Müşterisi olmak. Bütün kalbiyle ve hiç sorgulamaksızın inanmak. Müşteri olmak. (bir fikri) benimsemek. (bir fikre) rağbet etmek.

Swig : İçme. Bir yudum. Lıkır lıkır içmek. Doya doya içmek. Kafayı çekmek. Kafayı çekme. İçmek. Bir dikişte içme. Bir yudumda içmek.

Interject : Söz ile bir konuşmaya müdahale etmek. Arada söz söylemek. Arada söylemek. Aniden söylemek. Laf arasında söylemek. Eklemek.

Interjects : Arada söylemek. Laf arasında söylemek. Söz ile bir konuşmaya müdahale etmek. Arada söz söylemek.

Repress : Baskılamak. Uzaklaştırmak. Baskı altında tutmak. Önlemek. Tutmak. Zulmetmek. Menetmek.

Be struck all of a heap : (şaşkınlıktan) küçük dilini yutmak.

Imbibe : Soğurmak. İçine çekmek. Emmek. Özümsemek. Kafa çekmek. Kapmak. Öğrenmek. İçmek. Massetmek.

Alleviates : Hafiflemek. Azalmak. Yatıştırmak. Kısmen gidermek. Teskin etmek. İçine su serpmek. Yüreğine su serpmek. Dindirmek. Hafifletmek.

Drachm : Dirhem. Dört gram (eski yunan). Damla. Drahmi.

Gulped synonyms : represses, appeases, gulping, assuage, drachms, endure in silence, appeasing, swallow, elided, absorb, drams, drink in, engorge, bear against, shot, buys, absorbs, engorges, store up, repressed, draftings, pull, gasp for breath, gasps, elide, gulp down, get down, drank, allayed, repressing, interjecting, throw into, drink.

Gulped zıt anlamlı kelimeler, Gulped kelime anlamı

Interested : Çıkar gözeten. İlgili. Meraklı.

Achromatic : Akromatik. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksiz. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Renksemez. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Perdesi değişmeyen.