Harbor türkçesi Harbor nedir
- Yataklık etmek.
- Beslemek.
- Liman.
- Saklamak.
- Ekonomi alanında kullanılır.
- Korumak.
- Barındırmak.
- Gemilerin barındıkları, yolcu ve yük alıp boşalttıkları yer.
- Gütmek.
- Limanda demirlemek.
- Demir atmak.
- Barınak.
- Barınmak.
- Bkz.harbour.
- Sığınmak.
- Barındırmak (gemi vb).
Harbor ile ilgili cümleler
English: The Japanese attacked Pearl Harbor on December 7, 1941.
Turkish: Japonlar 7 Aralık 1941 tarihinde Pearl Harbor'a saldırdı.
English: We won't be able to arrive at the harbor in time. Let's take a shortcut.
Turkish: Biz zamanında limana varamayacağız. Kestirmeden gidelim.
English: The harbor is closed to navigation.
Turkish: Liman seferlere kapalıdır.
English: None of us could arrive at the harbor on time.
Turkish: Hiçbirimiz zamanında limana varamadık.
English: The harbor can be blocked.
Turkish: Liman bloke edilebilir.
Harbor ingilizcede ne demek, Harbor nerede nasıl kullanılır?
Harbor dues : Liman vergileri. Liman resmi. Gemilerin limanda durmak, demirlemek için ödedikleri para. Liman ücreti. Liman vergisi.
Harbor entrance : Liman girişi.
Harbor master : Liman başkanı. Liman reisi. Liman müdürü. Liman sorumlusu. Liman amiri.
Harbor pilot : Kılavuz kaptan.
Harbor porpoise : Domuz balığı. Balinalar (cetacea) takımından, atlas okyanusu'nun kuzey bölgesinde yaygın olan, sırt yüzgeçleri üçgen şeklinde ve balıklarla beslenen bir tür. mutur.
Harbored : Saklamak. Sığınmak. Gütmek. Beslemek. Korumak. Barındırmak (gemi vb). Barındırmak. Limanda demirlemek. Liman. Barınmak.
Harbor suspicions : Aklında şüpheli düşünceler beslemek. Şüphe beslemek.
Safe harbor : Sığınacak liman.
Harborage : Sığınak. Barınacak yer. Demirleme yeri. Gemiler için barınak. Korunan yer. Liman vergisi. Liman resmi. Melce. Barınak.
Harbored illusions : Yanlış izlenimler beslemek. Yanılgı beslemek.
İngilizce Harbor Türkçe anlamı, Harbor eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Harbor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Cultivates : Yetiştirmek. İlerletmek. Gayret etmek. Kazanmaya çalışmak. Dostluğunu ilerletmek. İşlemek. Ekip biçmek. Dostluğunu kazanmak. Toprağı işlemek. Kendini adamak.
Settle down : Yerleşmek. Oturmak. Çöreklenmek. Durulmak. Yola gelmek. Uslanmak. Sakin olmak. Kurulmak. Yerleştirmek.
Habitation : Ev. Yurt. Oturma. Yerleşme. Oturacak yer. Mesken. Yerleşim. Konut. İkamet.
Host : Ev sahibi. Bir asalağın hayatının tümünü ya da bir kısmını içinde ya da üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını ve korunmasını sağladığı organizma. Sunucu. Ev sahipliği etmek. Konuk ağırlamak. Konak. Hancı. Anasistem. Çok sayı. Davet vermek.
Conserving : Muhafaza etmek. Konservesini yapmak. Koruyan. Koruyucu.
Brood over : Sarmak. Kuşatmak.
Abel blanchard model : A-b modeli. Abel-blanchard modeli.
Buffer : Amortisör. Diretken. Perdahlayıcı. Cila güderisi. Tampon. Önleç. Arabellek. Sindirim kanalı asitliğinin değişmesini engellemeye yardım eden ve çiftlik hayvanları rasyonlarında kullanılan kalsiyum karbonat, sodyum bikarbonat, bentonit gibi maddeler. zayıf bir asit ve bu asidin kuvvetli baz olan tuzundan veya zayıf bir baz ve bu bazın kuvvetli bir asitle olan tuzundan oluşan az miktarda asit veya baz eklendiğinde ph değişmesine direnç gösteren özel ph değerine sahip bir sistem veya çözelti, bafır. cerrahide gaz, pamuk vb. ile yapılan ve bastırılarak kan dindirmeye ve ilaç uygulamasına yarayan yumaklar, tıkaç. Kıskı.
Bosomed : Balkon. Kucak. Döş. Orta. Gizlemek. Göğüs. Merkez. Bağır. Kucaklamak.
Feed on : İle beslemek. Yaşamaya devam etmek. - tarafından beslenmek. Beslenmek. Yemek. Doyurulmak. İle beslenmek. Yemek yemek.
Harbor synonyms : docking facility, a priori theoretical criteria, landing place, cloaks, cherish, nurse, funk hole, abadir test, coaling station, a priori probability, herding, cocoons, cloak, shelter, bury, harbors, embosom, crouch down, harboured, havening, hut, a posteriori analysis, bring up, conceal, fall back upon a thing, moored, depasture, cocooned, convoying, sheltering, experience, harbourage, herd.
Harbor zıt anlamlı kelimeler, Harbor kelime anlamı
Show : Gösteriş. Açıklamak. Kanıtlamak. Meydana çıkarmak. Gösterim. Öğretmek. Görünmek. Girişim. Görülmeğe değer herhangi bir şey. bir filmin, bir televizyon yayınının ortaya çıkardığı durum. Görünüş.
Lose : Geri kalmak. Mağlup olmak. Heba etmek. Şaşırmak. Zayi etmek. Yitirmek. Kaybolmak. Geri kalmak (saat). Kaybetmek. Kazanamamak.
Harbor ingilizce tanımı, definition of Harbor
Harbor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To afford lodging to. A place of security and comfort. To take shelter, as in a harbor. To entertain as a guest. A refuge. To receive. A station for rest and entertainment. To shelter. To lodge, or abide for a time. A shelter. To give a refuge to. To indulge or cherish (a thought or feeling, esp. an ill thought).

Bu kısımda Harbor kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Harbor ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Harbor anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Harbor ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.