Settle down türkçesi Settle down nedir

Settle down ile ilgili cümleler

English: Maybe I will settle down with a woman.
Turkish: Belki bir kadınla yuva kuracağım.

English: She wanted to settle down with him in Arkhangelsk.
Turkish: O, Arkhangelsk'ta onunla yerleşmek istiyordu.

English: Ali is ready to settle down and start a family.
Turkish: Ali yerleşmek ve bir aile kurmak için hazır.

English: Let's all settle down here.
Turkish: Hepimiz buraya yerleşelim.

English: We moved into this house last month. We will settle down soon.
Turkish: Bu eve geçen ay taşındık. Yakında yerleşeceğiz.

Settle down ingilizcede ne demek, Settle down nerede nasıl kullanılır?

Settle : Süzmek. Çökeltmek. Adapte olmak. Hafiflemek. Oturtmak (bir şeyi bir yere). Berraklaşmak. Yerleşmek. Ayak uydurmak. Uyum sağlamak. Çökmek.

Down : Çabucak içmek. Yere yıkmak. Yere sermek. Aşağısında. Boyunca. Yıkmak. Alaşağı etmek. İndirmek. Düşürmek.

Settle down to : Koyulmak. Kendini (bir işe) vermek. Kendini adamak. Kendini vermek. Dikkatini vermek. Cidden yapmaya başlamak (bir işi).

Marry and settle down : Evlenip durulmak. Evlenip yuva kurmak.

Settle a dispute : İhtilafı halletmek. Anlaşmazlığı çözmek. Ara bulmak. Bir ihtilafı çözmek.

 

Settle a score : İntikam almak veya hesaplaşmak.

İngilizce Settle down Türkçe anlamı, Settle down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Settle down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hushes : Sessizlik. Suskunlaşmak. Susturmak. Örtbas etmek. Gizlemek. Kapatmak. Susmak. Yatıştırmak. Sakinleştirmek.

Anchor : Sağlama bağlamak. (gemi) demir. Güven kaynağı. Açık oturum yöneticisi. Sunuculuk yapmak. Demirlemek. Çapa. Dayanak noktası. Çapa atmak.

Moored : Palamarla bağlamak. Demirlemek.

Embark : Uçağa yüklemek. Gemiye binmek. Gemiye bindirmek. Uçağa binmek. Yüklemek. Uçağa bindirmek. Kalkışmak. Yolcu almak. Yüklenmek.

Bend the knee : Üstünlüğünü kabul etmek. Karşısında diz çökmek. Boyun eğmek. Diz çökmek.

Postured : Vaziyet. Kasım kasım kasılmak. Kasılmak. Dik durmak. Hal. Yapmacık tavır takınmak. Taslamak. Tutum. Poz vermek.

Slacken : Azaltmak. Yavaşlamak. Hafiflemek. Boşaltmak (halatı). Laçka olmak. Durgunlaşmak. Koyvermek. Gevşemek. Boşlamak.

Settled down : Dolaşmayı bırakıp bir yerde kalmış. Kendisi için stabil bir hayat kurmuş. Kendisini tesis etmiş. Rahatlamış.

Drop anchor : Demirlemek.

Settle down synonyms : be built, hushing, bided, harbour, harbor, cast anchor, nestles, locate, be founded, harbors, hush, wreathing, slacked, harbours, ingrain, clarified, clarifies, accommodated, bide, set up a home, indwelt, twine itself, quiet, moor, instate, postures, domiciling, domicil, toe the line, become established, come to stay, quiescent, drag the anchor.