Harmanlamak nedir, Harmanlamak ne demek

  • Harman etmek.
  • Gemi az bir dümen açısıyla büyük bir eğri çizerek yürümek
  • Bir çember oluşturacak biçimde dolaşmak.

Yerel Türkçe anlamı:

Eşyayı kırıp dökmek, dağıtmak.

Hırpalamak.

Kavis yaparak dolaşmak.

Ayın çevresinde ağıl meydana gelmek.

İngilizce'de Harmanlamak ne demek? Harmanlamak ingilizcesi nedir?:

collate

Harmanlamak tanımı, anlamı:

Harman : Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon. Bu işin yapıldığı yer veya mevsim. Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer. Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi.

Çember : Yazma, yemeni, başörtüsü. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Aşılması, çözümü güç durum. Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri.

 

Biçim : Biçme işi. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Dolaşmak : Doğru gitmeyip yolu uzatmak. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Gezmek, gezinmek. Belirmek. Akmak. Gezinmek. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Dönüp başka bir yönden gelmek.

Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.

Dümen : Yönetim, idare. Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça. Dalavere, hile.

Büyük : Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Üstün niteliği olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Niceliği çok olan. Büyük abdest.

Çizer : Karikatürcü.

Harman etmek : Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir birleşim oluşturmak.

Etmek : Herhangi bir değerde olmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bulmak, erişmek. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Kötülükte bulunmak. Bir işi yapmak.

 

Bir : Bu sayı kadar olan. Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Aynı, benzer. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Harmanlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Harmanlamak ne demek? : v. blend

Almanca'da Harmanlamak : dreschen, mischen