Harps türkçesi Harps nedir

  • Arp.
  • Israrla belirtmek.
  • Arp (çalgı).
  • Harp.
  • Harp çalmak.
  • Durmak.

Harps ile ilgili cümleler

English: Angels have harps, devils have bodhráns.
Turkish: Meleklerin arpları, şeytanların bodhránları vardır.

English: I like the sound of harpsichord very much.
Turkish: Klavsenin sesini çok severim.

English: I really like the sound of a harpsichord.
Turkish: Bir harpsikordun sesini gerçekten seviyorum.

English: Ali certainly plays the harpsichord well.
Turkish: Ali kesinlikle klavseni iyi çalar.

Harps ingilizcede ne demek, Harps nerede nasıl kullanılır?

Harpsichord : Eski tip piyano. Çimbalo. Klavsen. Harpsikord. Çembalo.

Harpsichordist : Harpsikordist. Eski tip piyano çalan. Harpsikord çalan kimse(antik klavye enstrüman, eski tip piyano).

Harpsichords : Harpsikord. Klavsen. Eski tip piyano. Çimbalo. Çembalo.

Cardsharps : İskambilde hileci. Hileci. İskambilde üçkağıtçı. Hilebaz. Hilebaz (iskambil). Hilekar.

Sharpshooter : Boş bırakıldığında affetmeyen üçlükçü. Keskin nişancı. Uzman atıcı. Bir silahla ateş etmekte uzmanlaşmış kimse. Uzman nişancı. İyi nişancı.

Harp on the same string : Tekrarlayıp durmak. Diline pelesenk etmek. Diline dolamak.

Harp on the same subject : Hep aynı konuda ısrarla durmak. Aynı konu üzerinde bıktırıcı bir şekilde durmak. Kendini tekrarlayıp durmak.

 

Harp upon : Üzerinde durmak.

Sharpshooting : Uzman atıcılık. Keskin nişancılık. Bir silahla ateş etmedeki beceri. Uzman nişancılık.

Vibraharps : Elektrikli rezonatörlerle çalınan bir müzik aleti. Vibrafon. Vibraharp.

İngilizce Harps Türkçe anlamı, Harps eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Harps ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ceases : Son vermek. Kesmek. Vazgeçmek. Sona ermek. Bitirmek. Dinmek. Durdurmak. Kalmak. Kesilmek.

Abidden : Uymak. Sadık kalmak. Dayanmak. Katlanmak. Baki kalmak. Beklemek. İkamet etmek. Çekmek. Sadık kalmak (vaade veya karara).

Be at a standstill : Hareket etmemek. Durmuş vaziyette olmak. Durgun olmak. Kımıldamamak. Kesilmiş vaziyette olmak. Duraklamış olmak. Kesilmek. İşlemez halde olmak.

War : Mücadele etmek. Tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır. Çatışma. Savaş. Strateji. Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı. Cenk. İki ya da daha çok devletlerin, istediklerini kabul ettirmek ya da başkasının isteklerine boyun eğmemek amacıyla, birbiriyle diplomatik ilişkilerini keserek silahlı güçlerle vuruşmaları. Mücadele.

Reiterate : Sağlamlaştırmak. Tekrarlamak. Vurgulamak. Pekiştirmek. Yeniden yapmak. Defalarca söylemek. Yinelemek. Tekit etmek.

Guerre : Savaş (fransızca).

Cease : Vazgeçmek. Bırakmak. Dinmek. Kesilmek. Kesmek. Bitirmek. Kalmak. Sona ermek. Son vermek.

Retell : Tekrarlamak. Tekrar anlatmak. Yeniden anlatmak. Yeniden saymak. Tekrar saymak. Başka biçimde anlatmak.

Dwell : Durma. Hayat sürmek. Yaşamak. Bekleme. Oturmak. Bir yerde oturmak. Kalmak. İkamet etmek. Bir yerde yaşamak.

 

Ingeminate : Tekrarlamak.

Harps synonyms : chordophone, wind harp, warfares, aeolian harp, warred, be, abide, cut out, abides, harp, lyre, harping, discontinue, aeolian lyre, discontinued, ceased, been, sackbuts, come to a stop, warfare, harped, repeat, come to a halt, sackbut, abided, iterate, fighting, come to rest, restate.