Have a level head türkçesi Have a level head nedir

  • Mantıklı olmak.
  • Soğukkanlılığını muhafaza etmek.
  • Mantıklı kararlar vermek.
  • Soğukkanlı olmak.
  • Ne yapacağını bilmek.
  • Sakin olmak.

Have a level head ingilizcede ne demek, Have a level head nerede nasıl kullanılır?

Have : Elde etmek. Almak. Aldatmak. Kabul etmek. Olmak. Göz yummak. Sahip olmak. Yapmak. Dolandırmak. Elinde bulunmak.

A : La (müzik terimi). Belirli bir tür veya nitelikteki. İngiliz alfabesinin birinci harfi. (herhangi) bir. Argonun simgesi. En yüksek not. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Pek iyi. Miktar belirtir. Bir.

Level : Bir nesnenin bir başkasına göre kimi niceliklerinde ya da konumunda gösterdiği ayrılık derecesi. Nicem düzeneğinde, öğecik özdeciklerinin bulunabildiği kesikli değerlerdeki erkelerden her biri. Aynı seviyede. Dengeli. Ölçülen bir niceliğin değişkene bağlı olarak değişiminde ulaştığı düzlük. Mantıklı. Ufki bir yüzey sağlamak. Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç. Düzgünleştirmek. Kademe.

Head : Başında olmak. Kullanmak. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Başlık. Başkan. Baş ile ilgili. Çekiç tokmağı. Olgunlaşmak. Gövde. Baş.

Have a baby : Bebeği olmak. Çocuk sahibi olmak. Doğurmak.

 

Have a bad name : Adı çıkmış olmak. Kötü şöhreti olmak.

Have a bad night : Kötü bir gece geçirmek.

Have a bad record : Kötü tanınmak. Kötü şöhreti olmak.

Have a bad temper : Asabi olmak. Huysuz olmak.

İngilizce Have a level head Türkçe anlamı, Have a level head eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have a level head ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abide : Sabit durmak. Beklemek. Çekmek. Tahammül etmek. Yaşamak. Sadık kalmak (vaade veya karara). İkamet etmek. Gözlemek. Olmak. Çıdamak.

Keep a cool head : Panik yapmamak. Kontrolünü kaybetmemek. Sakin kalmak. Kendine hakim olmak.

Be wise to : Haberi olmak. Bilmek.

Settling down : Sakinleşmek. Kuruluş. Yerleşme. Durulmak. Kurma. Yerleşmek. Rahatlama. Dibe düşme. Yerleştirmek.

Settled down : Bir yere yerleşmiş. Durulmak. Kendisi için stabil bir hayat kurmuş. Yerleşmek. Kurulmak. Yola gelmek. Kalıcı konut edinmiş. Yerleştirmek. Uslanmak.

Calming down : Durgunlaşmak. Rahatlamak. Sakinleşmek. Öfkesi yatışmak. Mayna olmak. Yatıştırmak. Durulmak. Sakin olma. Sakinleştirme.

Calmed down : Yatışmak. Rahatlamak. Mayna olmak. Durulmak. Yatıştırmak. Sakinleşmek. Soğumuş. Öfkesi yatışmak. Sakinleşmiş.

Keep still : Kımıldamamak. Kımıldama. Uslu durmak. Sakin ol!. Kıpırdamamak. Kıpırdama. Hareket etme.

Stay calm : Sakin kalmak. Sakin durmak. Sükunetini korumak.

Have a level head synonyms : keep a stiff upper lip, kept cool, settle down, keep on an even keel, calm down, make sense, makes sense.