Have a look at türkçesi Have a look at nedir

  • Bir bak.
  • -e bir göz atmak.
  • Gözden geçirmek.
  • Bakmak.

Have a look at ile ilgili cümleler

English: Come here and have a look at it.
Turkish: Buraya gel ve ona bir göz at.

English: Come and have a look at this.
Turkish: Gel ve buna bir göz at.

English: I always have a look at the newspaper before breakfast.
Turkish: Kahvaltıdan önce her zaman gazeteye göz atarım.

English: Can you have a look at my gums?
Turkish: Diş etlerime bir bakabilir misin?

English: I would like to have a look at your stamp collection.
Turkish: Pul koleksiyonuna bir göz atmak istiyorum.

Have a look at ingilizcede ne demek, Have a look at nerede nasıl kullanılır?

Have : Bulunmak. Elinde bulunmak. Almak. Yaptırmak. Aldatmak. Olmak. Kabul etmek. Göz yummak. Malik olmak. Dolandırmak.

A : Herhangi bir. En yüksek not. Miktar belirtir. Pek iyi. Amperin simgesi. Atom ağırlığı. Argonun simgesi. La (müzik terimi). Bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf.

Look : Ummak. Ümit etmek. Aramak. İyileşmek. Bakış. Bakmak. Görmek. Görünmek (güzel veya hasta vb). Görünmek. Görünüş.

At : Hatta. De. Üzerinde. Nezdinde. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. Da. Üzere. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Ya. Ye.

Have a look see : Aramak. Bakıvermek. Bakmak.

Took a look at : Bakmak. Göz atmak. Göz geçirmek. Bir bakmak. Bir göz atmak.

 

Take a look at : Göz atmak. Bakmak. Bir göz atmak. Göz geçirmek. Bir bakmak.

Have a baby : Bebeği olmak. Doğurmak. Çocuk sahibi olmak.

Taken a look at : Göz atmak. Bakmak. Bir göz atmak. Göz geçirmek. Bir bakmak.

İngilizce Have a look at Türkçe anlamı, Have a look at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have a look at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cares for : İlgilenmek. Seven. Çocuk yetiştirmek. Koruyan. Bakımını üstlenmek. Sevmek. İstemek. Hoşlanmak. - hakkında endişelenen. Çocuk büyütmek.

Examine into : İncelemek.

Be in charge : Sorumlusu olmak. Başkanlık yapmak. Sorumlu olmak.

Attends : Hizmet etmek. Eşlik etmek. Devam etmek. Hazır bulunmak. Dikkatini vermek. Katılmak. Kulak vermek. Beraberinde getirmek. Dinlemek.

Administer to : Bakımını üstlenmek. Doğru yönetmek. Bakımıyla meşgul olmak.

Checks : Emanete bırakmak. Frenlemek. Çek keşide etmek. Karşılaştırmak. Durdurmak. Karelerle kaplamak. Kılcal yüzey çatlakları. Şah demek. Denetlemek.

Canvasses : Brandayla örtmek. Propaganda yapmak. Tuvale yapılmış tablo. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Branda. Kamuoyu yoklaması yapmak. Branda bezi. Reklam yapmak. Kaputbezi.

Critiques : Eleştiri. Eleştiri yazısı. Etüt. Kritiğini yapmak. Eleştirmek. Kritik. Tenkit.

Browse : (kitap) gözden geçirmek. Yaprak yemek. Gözden geçirmek (kitap). Göz gezdirmek. Karıştırmak. Otlamak. Otlanmak. Göz atmak.

Examine : Sorguya çekmek. İmtihan etmek. Denetlemek. İrdelemek. Yoklamak. Sınav yapmak. İncelemek. Muayene etmek. Sınavdan geçirmek. Eleştirmek.

Have a look at synonyms : attend, check up on, beat about, canvassed, be in charge of, critique, canvass, attended, beholding, check, cast a glance, behold, care for, check up, attend on, beholds, beheld, bone up, dip into, flick through, attend to.