Have been around türkçesi Have been around nedir

Have been around ingilizcede ne demek, Have been around nerede nasıl kullanılır?

Have : Sahip olmak. Olmak. Yaptırmak. Aldatmak. Zorunda olmak. Malik olmak. -si olmak. Dolandırmak. Yapmak. Göz yummak.

Been : Mal olmak. Bulunmak. Durmak. Tutmak (para). Anlamına gelmek. Olmak. Var olmak. Be.

Around : Doğru. Etrafta. Arkaya. Aşağı yukarı. Civarda. Buralarda. Etrafında. Çevrede. Ötede beride. Yaklaşık.

Have been : Artık popüler ve saygı duyulan biri olmayan kişi. Modası geçmiş. Artık haber veya konuşma konusu olmayan kişi veya şey (örn. ikinci konuğun kim olduğunu bilmiyorum – o adını gerçekte bilmediğim ve artık popüler olmayan bir televizyon yıldızı ). (resmi olmayan) zamanı geçmiş bir şey veya gelenek.

Have been in the wars : (çocuk) üstü başı yara bere içinde olmak.

Have been sold copies : Elden çıkmış sayılar. Satılarak ya da başka bir yolla elden çıkarılmış sayılar.

Might have been : Olma ihtimali çok uzak istek.

Have been through : Görüp geçirdi. Deneyim yoluyla öğrendi. Çekti. Başından geçirdi. Geride bıraktı.

Been around the block : Belirli bir konuda çok tecrübeli. Çok deneyimli.

İngilizce Have been around Türkçe anlamı, Have been around eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Have been around ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sophisticated : Tecrübeli. Entellektüel. Sofistike. Komplike. Çok yönlü. Yapmacık. İçerikli. İleri (teknoloji). Çok bilmiş. Pişkin.

Versed : Marifetli. Hünerli. Muttali. Usta. Tecrübeli. Ters. Bilgili.

Old : Köhne. İhtiyarlamak. ...yaşında. Eski zamanlar. Eski. İhtiyar. Büyük. Yaşlı. Pişkin.

Skilled : Dirayetli. Yetenekli. Usta. Eli yatkın. İşini iyi yapan. Teknik bilgisi iyi olan. Ustalık gerektiren. Kalifiye. Vasıflı.

Advanced in years : Yaşını başını almış. Çok bilgili. Yaşayıp görmüş. Yaşlıca. Yaşlı veya yaşlanmış. Yaşı biraz geçkince. Yaşlı.

Wisest : Haberi olan. Bilgili. Bilge. En akıllı. Akıllı. Küstah. Becerikli. Ukala. Usta.

Practiced : Pratik yapmış. Entrika çevirmek. Yapmak. Yetenekli. Alıştırma yapmak. Uygulmak. Tecrübeli. Etmek. Çalışmak.

Conversant : Bilgisi olan. Bilen. Aşina. Tanınmış. Erbap. Bilinen.

Hands on : Elle çalıştırma gerektiren. Aktif katılımlı. Aktif katılım içeren.

Riper : Pişkin. Uygun. Ameliyata hazır (apse). Olmuş. Kemale ermiş. Olgun. Sulu. Açık saçık. Ergin.

Have been around synonyms : seasoned, ripe, wiser, experienced, hardbitten, ripest, full fledged, practised.