Heartbeat türkçesi Heartbeat nedir

  • Esas.
  • Yürek vuruşu.
  • Kalp atışı.
  • Kalp vuruşu.
  • Ruh.
  • Öz.

Heartbeat ile ilgili cümleler

English: I'm listening to your heartbeat.
Turkish: Kalp atışınızı dinliyorum.

English: I'd do it all again in a heartbeat.
Turkish: Bir saniye bile düşünmeden yine yapardım.

Heartbeat ingilizcede ne demek, Heartbeat nerede nasıl kullanılır?

Heartbeats : Kalp atışı. Yürek vuruşu. Esas. Ruh. Kalp vuruşu. Öz.

Heartbreak : Acı. Derin üzüntü. Büyük acı. Istırap. Keder. Hicran yarası. Gönül yarası. Kalp yarası. Kalp kırıklığı.

Heartbreaker : Büyük acı veren kimse. Çapkın. Gönül avcısı. Kalp kıran kişi. Kalp kıran. Büyük acı veren şey. Büyük keder veya sıkıntıya neden olan kişi veya şey.

Heartbreaking : Büyük acı veren. Çok üzücü. İçler acısı. Yürek parçalayıcı. Canhıraş. Üzücü. Kalp kırıcı.

Heartbreaking scene : Yürek burkan sahne. Üzücü manzara.

Heartburn : Mide ekşimesinden dolayı yemek borusunda veya midede duyulan yanma hissi. Mide ekşimesi. Mide yanması. Midede ekşime. Reflü.

Was heartbroken : Kalbi kırılmıştı. Acılıydı. Hüzünlüydü. Kederliydi.

Heart and soul : Tamamen. Seve seve. Canı gönülden.

Heartbreaking sob : Korkunç bir şekilde kederli ağlayış. Yürek parçalayıcı ağlayış. Yürek burkan ağlayış.

 

Heart action : Kalp fonksiyonu.

İngilizce Heartbeat Türkçe anlamı, Heartbeat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Heartbeat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aurae : Buhar. Koku. Atmosfer. Gizemli ortam. Sıcak basması. Hava.

Compact : Sözleşme yapmak. Pudralık. Küçük. Kısa. Anlaşma yapmak. Kısa ve etkili (anlatım). Küçük otomobil. Yoğun. Özlü. Anlaşma.

Atman : İnsan ruhu. İnsanın hayatının özü (hinduizm). Nefes. Bir kişinin yaşama kuvveti.

Compendiums : Hülasa. Mecmu. Özet. Dergi. Kısa ve detaylı özet. Kısaltma. İnceleme. İcmal.

Bit : Kısa süre. Nebze. Bit (bilişim veya bilgisayar terimi). Matkap. Dizgin. Arı ikili sayılar dizgesinde kullanıldıklarında 0 ve 1 sayılarından biri. Bozuk para. Gemlemek. Ufak rol. İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. en küçük veri öğesi. veri saklama sığası birimi. bilgi ölçü birimi.

Eidola : Görüntü. Bir sanat eserinin vücud bulmadan önce yaratıcı insan zekasında kazandığı ilk form. Hayalet.

Crux : Temel özellik. Haç, çapraz. Sorunun en önemli noktası. Püf noktası. Kruks. Mesele. Çözümü zor mesele. Çözülmesi zor durum.

Essence : Esas nitelik. Esans. Asıl. Cevher. Bir olgunun kökenini, ırasını ve gelişme eğilimlerini belirleyen en derin, en durağan özelliklerinin ve ilişkilerinin tümü. Nefis.

Distillates : Damıtıklar. Damıtılmış sıvı.

Basilar : Temel ile ilgili. Temel oluşturma. Asıl. Temel. Temele özgü. Temel oluşturan. Baziler.

Heartbeat synonyms : periodic event, recurrent event, new york minute, aura, astral body, broader, flash, eidolons, basement, compendious, beginning, body, heartbeats, heartthrobs, brusker, cabbage, authentic, twinkling, bases, basis, anima, wink, eidolon, broad, distillations, basilary, base, basic, contenting, throb, boggard, bruskest, minute.