Hemmers türkçesi Hemmers nedir

  • Metal levhanın kenarını kıvırma makinesi.
  • Kenar baskısı yapan kimse.
  • Kenar baskısı yapan makine.
  • Dikiş makinesinin kenar kıvrımı yapan parçası.
  • Dikişçi.
  • Kenar baskısı yapan kişi.

Hemmers ingilizcede ne demek, Hemmers nerede nasıl kullanılır?

Hemmer : Metal levhanın kenarını kıvırma makinesi. Kenar baskısı yapan kimse. Kenar baskısı yapan kişi. Dikiş makinesinin kenar kıvrımı yapan parçası. Dikişçi. Kenar baskısı yapan makine.

Hemmerle and hartley formula : Hemmerle-hartley formülü.

Hemmed : Kenarını bastırmak. Kıvrık. Hımlamak.

Hemming : Geri kıvırma. Kenar yapma. Hımlamak. Kenarını bastırmak. Kenar katlama. Reçme. Hemmaj.

Hem and haw around : Evelemek gevelemek. Kem küm etmek.

Hem : Kenar çekmek. Kenar. Elbise eteği. Etek baskısı yapmak. Hımlamak. Bastırmak. Bastırılmış kenar. Kıvırıp kenarını bastırmak. Kenarını bastırmak. Kenar kıvrımı.

Hema : Kan.

Hemadsorption : Hemadzorpsiyon. Hemadsorbsiyon. Alyuvarların başka hücrelerin yüzeyine yapışması, tutunması. Eritrositlerin başka hücrelerin yüzeyine yapışması, tutunması.

Hemagglutination : Kan kümeleşimi. Hemoaglutinasyon. Alyuvarkümeleşimi. Alyuvar kümeleşmesi. Eritrositlerin çöktürülmesi. Alyuvarları kümeleme. Kimi bakteriler veya virüslerin yüzeylerinde bulunan hemaglütinin proteinleri sayesinde, bu mikroorganizmaların uygun alyuvar hücreleri yüzeyine bağlanması ve alyuvarları çöktürmesi. yanlış kan aktarımlarında antikorların alyuvar yüzeyindeki antijenlere bağlanması sonucu alyuvarların bir araya toplanarak kümeler oluşturması gibi alyuvar kümeleşmesine verilen ad. Alyuvar kümeleşimi. Hemaglütinasyon.

 

Hem in : Sarmak. Kuşatmak. Çevresini sarmak. Kısıtlamak. Sınırlamak. İçine almak. Etrafını almak. Çevresini çevirmek.

İngilizce Hemmers Türkçe anlamı, Hemmers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hemmers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cock : Ot yığını. Horoz. Vana. Kaldırmak. Lider. Rüzgargülü. Hazır duruma getirmek. Martaval. Saman yığını. Musluk.

Sewer : Dikici. Kanalizasyon. Geriz. Lağım suyu. Keriz. Atık su kanalı. Lağım. Çirkef. Kanalizasyon kanalı.

Sewers : Lağım. Kanalizasyon.

Sledgehammer : Varyos. Yıkıcı. Çok kuvvetli. Balyoz. Şahmerdan.

Sledge : Yük kızağıyla taşımak. Varyos. Kar üzerinde kaymak üzere üretilmiş araç. Yük kızağı. Kızakla gitmek. Kızakla kaymak. Kızağa binmek. Balyoz. Kızak. Kızakla taşımak.

Striker : İleri alan oyuncusu. Ateşleyici. Çakmak. Atış yapan oyuncu. Çalar saat çekici. Grevci. Bırakımcı. Forvet. Ofansif oynayan futbolcu. Vurucu.

Gunlock : Ateşleme düzeni. Tüfek çakmağı. Silah emniyeti.

Seamers : Dikişler ve ilmiklerle bağlayan kimse. Yivler oluklar yapan kimse. İz açan kimse.

Forge : Demir dövmek. Yapmak. Sahtesini yapmak. İşlemek. Taklidini yapmak. Düzenlemek. Demir işlemek. Yaratmak (edebi). Biçim vermek. Dövmek.

Hemmers synonyms : hemmer, needleworker, dressmaker, firing mechanism, seamer, beat.