Hemostaz nedir, Hemostaz ne demek

Hemostaz; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kanın damar dışına çıkmasının, fizyolojik veya cerrahi olarak önlenmesi.

Zedelenmiş veya yırtılmış kan damarından kan akışının önlenmesi için geçekleşen damar büzülmesi, kan pulcuğu tıkacının oluşması, kanın pıhtılaşması ve fibröz doku oluşmasını içeren olaylar zinciri.

Teknik terim anlamı:

Kanamanın durdurulması, herhangi bir vücut bölgesinde seyreden kan akımının yavaşlaması.

Hemostaz hakkında bilgiler

Hemostaz, kendi kendine olabilecek bir kanamayı önleyen veya herhangi bir nedenle başlayan bir kanamayı durduran süreçlerin tümü. Damar bütünlüğünün bozulmasına bağlı olarak meydana gelen kanamanın durmasıdır.

Hemostaz tanımı, anlamı

Hemo : Kana işaret eden ön ek, hemosiyanin, hemoglobin gibi

Kendi kendine : Kimseye danışmaksızın. Kendiliğinden. Başkasının yardımı ve ortaklığı olmadan. Yalnız başına. Kendisine. Kimseyle ilgisi, ilişkisi olmadan.

Kan pulcuğu : Kanda bulunan, eksikliğinde pıhtılaşmanın geciktiği veya kanamaların olduğu çekirdeksiz hücre, trombosit.

Pıhtılaşma : Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi.

Fizyolojik : Fizyoloji ile ilgili, vücutla ilgili. Normal, doğal olarak işleyen.

 

Durdurulma : Durdurulmak işi.

Kan damarı : İçinde kanın dolaştığı belirli duvarlan olan damarlar. Kalpten dokulara ve oradan kalbe kan dolaşımının gerçekleştiği yapılar.

Fizyoloji : Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı.

Yırtılmış : Yırtık duruma gelmiş. Yırtık, utanmaz.

Yavaşlama : Yavaşlamak işi.

Önlenme : Önlenmek işi.

Cerrahi : Cerrahlıkla ilgili. Ameliyatı gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu, hariciye.

Büzülme : Büzülmek işi.

Bozulma : Bozulmak işi.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Cerrah : Ameliyat yapan uzman hekim, hariciyeci, operatör. Önemsiz yaraları iyileştiren kimse.

Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın ya da gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.

Oluşma : Oluşmak işi, teşekkül.

Fibröz : Bağ dokusu liflerinden oluşan, lifli. Liflerden oluşmuş, liflerden yapılı, bağ doku liflerinden meydana gelmiş.

Durdur : Üveyik kuşu.

Diğer dillerde Hemostaz anlamı nedir?

İngilizce'de Hemostaz ne demek ? : hemostasis