Hengem nedir, Hengem ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İş: Başıma hengem açma defol.

Söz kalabalığı: Ben daha beyle hengem görmedim, eyle bir hengem yaptılarki bişe annamadım.

Kavga, gürültü.

Hengem anlamı, kısaca tanımı

Heng : Ahenk: Dövüşürken hengine mi baktın ?. Özellikle kızların eğlenip oynaması için

Hengeme : Söz kalabalığı. Kavga, gürültü. [Bakınız: hengem]. Kalabalık: Başına bir sürü hengeme toplamış.

Hengemen : Kavgacı.

Söz kalabalığı : Konu ile ilgili olsun olmasın, anlatımı, yerli yersiz sözlerle şişirme.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

 

Kalaba : Kalabalık.

Kavga : Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Savaş.

Annam : Beğeni, imrenme belirtir ünlem.

Defol : “savuş git, uzaklaş” anlamında kullanılan bir söz.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Beyle : Böyle. Böyle, karşılığı bele, beyne, biyle, böle.

Bişe : Bir şey. Gözleme. Pide, tatlı yapılmak üzere kızartılan ekmek. Bir şey, bk. bişey. (Herhangi) bir şey.

Gürü : Sıpa, eşek yavrusu. [Bakınız: gündük]. Bir yaşındaki kısrak.

Eyle : Öyle. O şekilde, bk. ele, öle, ôyle. öyle.

Anna : Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. [Bakınız: ana]. Hayır:-Oğlum bu gün pazara git.-Anna gitmem. Dirseğin iç kısmı: Anna*mı acıttın. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

Daha : Henüz. Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Açma : Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

Defo : Kusur, özür, bozukluk.

Kala : Kaldığında.

Diğer dillerde Henderson hasselbalch eşitliği anlamı nedir?

İngilizce'de Henderson hasselbalch eşitliği ne demek ? : henderson-hasselbalch equation