Hereditary factor türkçesi Hereditary factor nedir

  • Gen.
  • Kromozom üzerinde belirli bir yer işgal eden kalıtımın temel birimi. kalıtsal karakterler ana babadan oğul döle genlerle taşınır. tek bir gen belirli bir dna uzunluğunda (bazı virüslerde rna) olur. genler protein sentezini yönetir, kendilerini eşler ve rna tiplerinin sentezini yaparlar. polipeptit zincirinin sentezini yöneten fonksiyonel gen bir sistrondur.
  • Kalıtım faktörü.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Hereditary factor ingilizcede ne demek, Hereditary factor nerede nasıl kullanılır?

Hereditary : Herediter. Ana ve babadan oğul döle geçebilen karakter, irsi. Miras yoluyla geçen. İrsi. İrsiyet yoluyla geçen. Mirasla geçen. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Irsi. Kalıtsal. Miras olarak kalan.

Factor : Kahya. Kahya (isk.). Unsur. Faktör. Finansör (üretimde). Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş. Değişken. Tambölen. Çarpan. İstatistiksel çalışmalarda, kategorik ve nitel özelliğe sahip değişken.

Hereditary cochleosaccular degeneration : Kalıtsal kokleosakuler dejenerasyon. Kokleosakuler dejenerasyon.

Hereditary collagen dyplasia : Kalıtsal kollajen displazisi. Kollajenin hatalı üretimi sonucu dokuların kasılma gücünde azalma derinin kolay yırtılması ve esnekliğini kaybetmesiyle belirgin özel hastalık grubu. bu grup içerisinde; yumuşak deri, ehlers-danlos sendromu, hiperelastozis kutis ve kauçuk köpek eniği sendromu yer alır.

 

Hereditary defects : Kalıtsal kusurlar. Kalıtım yoluyla jenerasyondan jenerasyona geçen hastalıklar ve anormallikler.

Hereditary neuropathy : Kalıtsal nöropati. Hipertrofik nöropati.

İngilizce Hereditary factor Türkçe anlamı, Hereditary factor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hereditary factor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas.

Genes : Genler. Kromozomun belirli kalıtsal özellik aktaran kısmı.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini.

 

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.

Acacia : Akasya. Salkım ağacı. Akasya sakızı. Arap zamkı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza.

Width : Arz. Belli bir boyda kumaş parçası. Geniş olma durumu. Enlilik. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. En. Genişlik. Bir filmin iki kenar arasında kalan, filmlerin çeşitlerine göre değişen ve filmlerin boylarını belirleyen uzunluğu.

Aardvark : Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Karınca yiyen. Borudişli.

Hereditary factor synonyms : a cells, gene, gon, aardvarks, abambulacral area, abo blood groups system, wides, abiotic environment, abiotic factor, wide, abacus bodies, a cell.