Hold in contempt türkçesi Hold in contempt nedir

  • Kötülemek.
  • Aşağılamak.
  • Mahkeme düzenine uymayı reddederek veya mahkeme sürecini aksatarak bir mahkemenin işleyicini kasten engellemekten suçlu bulunmak.
  • Hakir görmek.
  • Hor görmek.
  • Tepeden bakmak.
  • [#küçümseme Küçümsemek].

Hold in contempt ingilizcede ne demek, Hold in contempt nerede nasıl kullanılır?

Hold : Düzenlemek. Geminin içi, yük konulacak yeri. Çekmek. Gözaltına almak. Devam etmek. Barındırmak. Kavramak. Kaldırmak. Zaptetmek. (ağırlık) taşımak.

In : Tutulan. Halinde. Gelmiş olan. De. İç. Mevsimi gelmiş. Çok moda olan. Olarak. İktidardaki. İçeri.

Contempt : Yüz karası. İğrenme. Hakir görme. İtaatsizlik. Hor görmek. Saygısızlık. Aşağısama. Kibir. Küçümseme. Hakaret.

Hold in : Kontrol altına almak. Zaptetmek. Yapmak. Zapt etmek. Kendini tutmak. Sınırlamak. Tutmak.

Hold in esteem : Saygı göstermek. Hayran olmak. Takdir etmek. Sevgi beslemek. Beğenmek. Çok beğenmek. Hayran kalmak. Hürmet etmek. Adam yerine koymak. Saymak.

Find someone in contempt : Birisini mahkeme emrine uymayı reddettiği için veya mahkeme işleyişine ters düştüğü için cezalandırmak.

Hold in high esteem : Büyük sevgi beslemek. El üstünde tutmak. Hürmet etmek. Baş tacı etmek. Hayran olmak. Saygı göstermek. Çok beğenmek. Beğenmek. Hayran kalmak. Büyük saygı göstermek.

 

Hold incommunicado : Kimseyle görüştürmemek. Başkalarıyla görüşmesine izin vermemek.

Hold in leash : Yularını elden bırakmamak.

Hold in high regard : Baş tacı etmek. Büyük saygı göstermek. Büyük değer vermek. Takdir etmek. El üstünde tutmak.

İngilizce Hold in contempt Türkçe anlamı, Hold in contempt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hold in contempt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Look down on : Yukarıdan bakmak. Hor görme. -e tepeden bakmak. Küçük görmek. Aşağı görmek.

Confronts : Karşı koymak. Yüzleştirmek. Karşısına çıkmak. Yüz yüze getirmek. Yüz yüze gelmek. Üstüne gitmek. Karşılaştırmak. Karşı durmak. Zıt düşmek.

Contempt : Yüz karası. Mahkemeye itaatsizlik. Hakaret. Hor görme. Aşağısama. İtaatsizlik. İğrenme. Aşağılama. Nefret.

Defying : Karşı gelmek. Gücünü aşmak. Karşılaşmaya davet etmek. Meydan okuma. Alnını karışlamak. Meydan okumak. Kışkırtmak.

Bring into contempt : Mahcup etmek. Küçük düşürmek. Mahçup etmek.

Belittle : Küçük görmek. Küçültmek. Beğenmemek. Alçaltmak. Kötümsemek.

Backbitten : Arkasından dedikodusunu yapmak. Arkasından çekiştirmek veya kötülemek. Gıybet etmek. Yermek. Yokken kötülemek. Şikayet edip durmak. İftira etmek. Arkasından konuşmak. Çekiştirmek.

Decry : Kınamak. Yermek. Batırmak. Zemmetmek. Azarlamak. Rezil etmek.

Condescended : Sözde alçakgönüllülük göstermek. Küçümseme ile davranmak. Tenezzül etmek. Tenezzül. Lütfetmek. Düşmek.

Disdaining : Horgörmek. İğrenmek. Küçümseme. Hafife almak. Tenezzül etmemek. Küçük görmek. Reddetmek.

Hold in contempt synonyms : snubbing, affronts, decrying, scorn, scorns, despised, disdain, condescends, disdained, disdains, defame, despise, depreciates, affront, defies, abased, abases, abase, backbites, backbite, contemns, cry down, affronting, disesteem, defied, despises, contemn, confront, cast reflections on, snubs, blackens, depreciate, degrades.