Hon hon honmak nedir, Hon hon honmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Boş ve ıssız kalmak: Koca konak hon hon honuyordu.

Hon hon honmak anlamı, kısaca tanımı

Hon : Ekin biçerken sıralanan işçi takımı, işçi bölüğü. Ekin biçilirken sıralanan işçilerin, tarlanın sonuna kadar açtıkları yer. Ekin biçilirken belirtilen bir kısım yer. İşlenen tarladaki toprak kesiti, hendek. Han. Deniz dalgası. Boş: Hon ev. Tırpanın bir vuruşta biçtiği ekin. Harman yeri, ekin yeri. Ekin biçerken sıralanan işçi bölüğü. Tırpanın bir vuruşta açtığı yer. İşçilerin ekip biçerken uyguladıkları biçme düzeni. (Ağın Elâzığ)

Kalmak : Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.

 

Kalma : Kalmak işi. Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan.

Konak : Büyük ve gösterişli ev. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Gözde oluşan ince tabaka. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Konakçı.

Issız : Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan, tenha, yaban. Tenha bir durumda. Yalnız, kimsesi olmayan.

Issı : Sıcaklık, hararet. Sıcak.

Honu : Cezve. Tenekeden yapılmış kulplu su kabı, maşrapa. Huni. [Bakınız: honi]. Kutu: Şuradan bir honu şeker ver.

Kona : Hamur tahtası, sofra: Konayı getir de yufka açalım. İki elle kavranabilecek kadar olan ot ya da çalı çırpı bağlamı. Yemek tahtası olarak kullanılan hamur tahtası. (Saraycık Bozüyük Bilecik.).

Koca : Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç. Büyük, ulu. Büyük, geniş. Kocaman, iri. Yüksek. Yaşlı, ihtiyar, pir.

Boş : İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Homozigot anlamı nedir?

İngilizce'de Homozigot ne demek ? : homozygote