Hon nedir, Hon ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ekin biçerken sıralanan işçi takımı, işçi bölüğü.

Ekin biçilirken sıralanan işçilerin, tarlanın sonuna kadar açtıkları yer.

Ekin biçilirken belirtilen bir kısım yer.

İşlenen tarladaki toprak kesiti, hendek.

Han.

Deniz dalgası.

Boş: Hon ev.

Tırpanın bir vuruşta biçtiği ekin.

Harman yeri, ekin yeri.

Ekin biçerken sıralanan işçi bölüğü.

Teknik terim anlamı:

Tırpanın bir vuruşta açtığı yer.

İşçilerin ekip biçerken uyguladıkları biçme düzeni. (Ağın Elâzığ).

Hon kısaca anlamı, tanımı

Hon olmak : Birinden bıkmak, usanmak. Karşı cinsten birini çok sevmek, ona karşı çok istek duymak: Senin için yüreğim hon oldu

Harman yeri : Üzerinde harman dövülen, sıkıştırılmış sert toprak alan.

Belirtilen : Tamlanan.

İşlenen : Bir komutta belirtilen ve üzerinde işlem yapılan veri öğelerinden her biri.

Belirti : Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom.

Hendek : Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur. Sakarya iline bağlı ilçelerden biri.

Tırpan : Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb.ni biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak. Güreşte devirmek amacıyla rakibin ayak bileklerine hızla ayak vurarak yapılmış olan bir oyun.

 

Elazığ : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Düzeni : İki tepe arasındaki düz yerler, vadi.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Harman : Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi. Bu işin yapıldığı yer ya da mevsim. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi. Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon. Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer.

Takım : Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Sigara ağızlığı. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.

 

Harma : Eski yapılarda kırılmak üzere olan çatı ağaçlarının altına vurulacak direğe başlık olarak konulan parça, destek.

Hende : Bu, şu, o.

Kısım : Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü. Kol.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Topra : Torba.

Biçer : Diyarbakır kenti, Dicle ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan ili, Akarsu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir şehrinde, Sivrihisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya ili, Aşağıpınarbaşı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Vuruş : Vurma işi. Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik. Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp. Tempo.

Biçme : Biçmek işi. Prizma. Yontulmuş yapı taşı.

Diğer dillerde Homozigot anlamı nedir?

İngilizce'de Homozigot ne demek ? : homozygote