Hounding türkçesi Hounding nedir

Hounding ile ilgili cümleler

English: Why is Ali hounding me?
Turkish: Ali neden beni izliyor?

English: I went to a sale with my mother yesterday and kept hounding her to buy me a dress.
Turkish: Dün, annemle birlikte indirimli satışa gittim ve bana bir elbise alması için onu kışkırtmayı sürdürdüm.

Hounding ingilizcede ne demek, Hounding nerede nasıl kullanılır?

Afghan hound myelopathy : Genç afgan tazılarında, arka bacaklarda eş güdüm bozukluğu, halsizlik, arka bacaklarda felç ve omurilikte bakışımlı miyelin erimesi sonucu omurilikte renk kaybı, yumuşama veya kavitasyonla belirgin kalıtsal hastalık. Afgan tazılarının miyelopatisi.

Afghan hound : Sina yarımadasından köken alan, sonraları afganistan'ın dağlık bölgelerinde av köpeği olarak geliştirilmiş, tarihi çok eski, yüzyıllarca saflığını korumuş, görünüşü güçlü, vakur ve soylu, gözleri üçgenimsi, siyah veya altın renginde, kulakları başın iki yanına sarkık, uzun ve ipeksi tüylerle kaplı, kuyruğunun ucu halka şeklinde, tüyleri zengin, sırt bölgesinde kısa ve karakteristik olarak başının tepesinde küme halinde toplanmış, rengi genelde beyaz, açık kahve ve siyah, çevik ve olağanüstü zıplama yeteneğine sahip, görme ve üstün koşma yeteneğinden dolayı iyi bir av köpeği özelliğinde, günümüzde sevimli güzelliği nedeniyle avı sevenlere eşlik eden lüks bir süs kopeği haline gelen, köpek yarışmalarındaki başarıları dolayısıyla en popüler köpekler arasında yer alan köpek ırkı. Afgan tazısı. Afgan av köpeği.

 

African lion hound : Afrika aslan avcısı. Rodezya ridgeback köpeği.

Basset hound : Fransa’dan köken alan, soyu bloodhound köpeklerinden gelen ve oldukça eski bir ırk olan, tilki, tavşan ve sülün avlamada kullanılmış, kulakları uzun bacakları kısa, alçak yapılı, derisi üstünde bol duran ve kafasında katmanlaşan, kulakları kadife gibi yumuşak, çok uzun ve katlı, dudakları sarkık, bakışları üzgün görünümlü ve gözlerindeki ifade yumuşak, duyma yetenekleri mükemmel fakat refleksleri biraz zayıf, avları korkutup kaçırmayan, düşünerek hareket eden, hareketleri dikkatli, kürkü kısa, sert tüylü ve parlak, rengi genelde beyaz üzerine kestane rengi veya kum rengi lekeli, tatlı, nazik, sadık, barışçıl ve iyi huylu, av köpeği ve eşlik köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı. Basset tazısı.

Blood hound : Kan tazısı. Belçika’dan köken alan, tarihi bin yıl kadar eskilere dayanan, iri yapılı, yüzünün uzun ve sarkıl oluşu nedeniyle hüzünlü bir ifade sergileyen, kulakları sarkık, derisi kırışık, sırtı ve omuzları güçlü, kuyruğunu zarif bir orak biçiminde sırt çizgisinin üzerinde taşıyan, gözleri içe gömülü, rengi siyah, bronz veya kızıl, tüyleri kısa ve sert, yumuşak huylu olsa da itaat eğitiminde sorunlar yaşayan, avını öldürmektense yakaladığında dikkatle muhafaza eden, av hayvanlarının, kayıp kişilerin ve suçluların izlerinin sürülmesinde ve insanlara eşlik etmek için yetiştirilen köpek ırkı, flaman tazısı.

 

English fox hound : İngiliz tilki tazısı. İngiltere’den köken alan, 1800’lü yıllarda çeşitli tazı ırklarının ve greyhound, buldok ve tilki teriyeri ırklarının birleştirilmesiyle geliştirilen, son üç ırktan ani hızlanma, güç, kararlılık ve ava düşkün olma özelliklerini alan, dayanıklılığı ve kondisyonu çok iyi, tilki avında kullanılan ayrıca iz sürme ve bekçilikte de kullanılabilen, etkin, cesur ve iyi huylu, sahibine karşı itaatkar, diğer köpeklerle gruplar halinde olmayı seven, beş veya altı saat durmaksızın sabit bir hızla sert arazide koşabilen, amerikan tilki tazısıyla aynı karakterde fakat biraz daha yapılı ve yavaş, av köpeği ve son dönemlerde ev köpeği olarak de yetiştirilen köpek ırkı.

Fleming hound : Kan tazısı. Flaman tazısı.

Deer hound : İskoç tazısı.

Hound : Takip etmek. Hastası. Peşini bırakmamak. Tahrik etmek. İz sürmek. Tazı ile ava gitmek. Tazı. Kışkırtmak. İzlemek. Av köpeği.

Irish wolf hound : İrlanda kurt tazısı. İrlanda’dan köken alan, kurt tazısı familyasından gelen, tarihi çok eski, kurt avında ve savaşlarda kullanılmış, dünya üzerindeki en uzun boylu köpeklerden biri olan, yapılı ve kaslı, yapısının büyüklüğüne rağmen hareketleri rahat ve etkin, tüy yapısı kaba ve sert, rengi genellikle gri olmakla birlikte, grinin dışında kızıl, kahverengi, siyah veya beyaz olabilen, güç ve zarafeti yansıtan bir görünüme sahip, yumuşak huylu, sabırlı, nazik ve çok zeki, eğitimi pek çok ırka göre kolay, özellikle av amaçlı yetiştirilen köpek ırkı.

İngilizce Hounding Türkçe anlamı, Hounding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hounding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ensues : Netice olarak husule gelmek. Meydana gelmek. Sonuç olarak ortaya çıkmak. Ardından gelmek. (sonuç olarak) ortaya çıkmak. Sonucu olmak. Birbirini takip etmek. Doğmak.

Shelter : Barınak. Korunmak. Yatırmak. Barınmak. Sığınma. Barındırmak. Korunma. Sığınmak. Siperlenmek. Sundurma.

Follow : Uymak. Arkasından gelmek. Oluşmak. -in sonucu olmak. Peşinden gitmek. -in ardından gelmek. Anlamak. Hemen ardından yer almak.

Dog : Köpekgiller familyasından görünüş ve büyüklükleri farklı üç yüzden fazla evcil ırkı olan hem etçil hem de otçul olan hayvan. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıkıca kilitlemek veya sürgülemek veya kenetlemek. Peşini bırakmamak (kötü bir şey). Peşini bırakmamak. Köpek. Yakasını kurtaramamak. Erkek kurt. Ocak demiri.

Fox hunting : Tilki avı.

Abets : Yardımda bulunmak. Suça katılmak. Cesaret vermek. Yardım etmek. Kızıştırmak. Yardakçılık etmek. Yoldan çıkarmak. Suç ortaklığı yapmak. Özendirmek (suç).

Antagonized : Aleyhine çevirmek. Karşı çıkmak. Düşman etmek. Kızdırmak.

Followeth : Arkasından gitmek. Uymak. İtaat etmek (arkaik).

Beagling : Av köpeği kullanılarak avlanma (tavşan veya diğer küçük hayvanların avlanması).

Pursuit : Araştırma. Meşguliyet. Gerçekleştirmeye çalışma. İş. Peşinde olma. Uğraşı. Uğraş. Meşgale. Devingen filmlerde, özellikle serüven, kovboy, güldürü filmlerinde sık sık başvurulan, bir kimsenin yakalanması için izlenmesine dayanan yol.

Hounding synonyms : blood sport, living accommodations, outdoor sport, deer hunting, pied a terre, manufactured home, duck hunting, deer hunt, living quarters, field sport, tract housing, disturb, home, agitates, chasings, pursuits, apartment, commove, scent out, antagonised, antagonise, chased, trace, agitating, block, engender, follows, coursing, abode, lodging, antagonizing, actuates, aggravate.

Hounding zıt anlamlı kelimeler, Hounding kelime anlamı

Finish : Mükemmelleştirmek. Cilalamak. Bitmek. Gitar boya veya cilasının dışarıdan görünen katı. Noktalamak. Son vermek. Bitiş. Sonuçlandırmak. Varış. Sona ermek.

Profound : Adamakıllı. İçten. Bilge. Derya. Engin. Etkileyici. Şiddetli. İçe işleyen. Etkili. Çok derin.

Hounding ingilizce tanımı, definition of Hounding

Hounding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of one who hounds.