İkinci sınıf tüccar nedir, İkinci sınıf tüccar ne demek

İkinci sınıf tüccar; İktisat alanında kullanılan bir terimdir.

İktisat terim anlamı:

Vergi Usul Kanunu’na göre, işletme hesabı esaslı defter tutma zorunluluğu olan gerçek veya tüzel kişiler. karşılığı birinci sınıf tüccar.

İkinci sınıf tüccar kısaca anlamı, tanımı

Sını : Ağaçtan yapılmış yayık. “Tuluhdan, sınısıdan yayduh.”. Sini, yemek sofrası

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.

İkinci sınıf : Öğretim kurumlarında ikinci yıl. Değeri düşük, değersiz, sıradan.

Sınıf : Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Derslik. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas.

Tüccar : Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse, tacir.

Birinci sınıf tüccar : Vergi Usul Kanunu’na göre, bilânço esaslı defter tutma zorunluluğu olan tüzel kişilikler. karşılığı ikinci sınıf tüccar.

 

Birinci sınıf : Öğretim kurumlarında ilk yıl. Kaliteli, mükemmel, kusursuz.

Tüzel kişi : Hukuk bakımından bireylerin veya malların topluluğundan doğan ve tek bir kişi sayılan varlık.

Zorunlu : Kesin olarak gereksinim duyulan, zaruri, mecburi, ıztırari. Doğal olarak kaçınılması imkânsız olan, olumsal karşıtı.

Birinci : Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

İşletme : İşletmek işi. İş yeri. Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum. Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi.

Defter : Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.

Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

Esaslı : Köklü, geniş ölçüde etkili, güzel, doğru. Kuvvetli, etkili. Köklü, etkili, güzel bir biçimde, doğru olarak.

Tüzel : Hukukla ilgili, hukuki, hukuksal. Hükümle ilgili, hükmi.

Vergi : Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

 

Tutma : Tutmak işi. Destekleme. Yanaşma. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj.

Kanun : Yasa. Geçerli olan kural. Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı.

Diğer dillerde İkinci sınıf elektrot anlamı nedir?

İngilizce'de İkinci sınıf elektrot ne demek ? : electrode of the second kind