Jeweler türkçesi Jeweler nedir

  • Kuyumcu.
  • Mücevherci.
  • Bkz.jeweller.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe gibi takılar yapan veya satan kişi.

Jeweler ingilizcede ne demek, Jeweler nerede nasıl kullanılır?

Jewelers : Mücevherci. Kuyumcu.

Jewelery : Ziynet eşyaları.

Jeweled : Mücevherlerle süslenmiş. Kıymetli taşlarla süslenmiş. Değerli taşlarla süslenmiş. Murassa. Değerli taşla veya taşlarla süslü. Mücevher. Nadir değerde. Mücevherler takılmış.

Bejeweled : Dekore edilmiş. Mücevherlerle donatılmış. Değerli taşlarla süslenmiş. Bezenmiş. Süslenmiş. Donatılmış. Murassa.

Jewel box : Mücevher kutusu. İçinde mücevher saklamak için kullanılan küçük kutu.

Jewelfish : Kemikli balıklar (teleostei) takımının, dişli sazangiller (cyprinodontidae) familyasından, 3-4 cm kadar uzunlukta bir tür. Parlak renkli akvaryum balığı. Al ve yeşil tropikal balığı. Mücevher balığı.

Jewel : Cevher. Kıymetli taş. Mücehver. Değerli taşlarla süslemek. Mücevher. Takı. Değerli (kimse veya şey). Cep saatinin içindeki taş. Değerli taş. Saat taşı.

Jewellers : Kuyumcu.

Jewel in the crown : Kaymak tabaka. Eşitler arasında birinci olan. Bir grup içinde en iyisi. Bir grup içinde en alası.

The jewel exchange : Mücevherat alım satım mağazası. Değerli taş değiş tokuşu. Mücevher alan ve satan mağazalar zinciri.

 

İngilizce Jeweler Türkçe anlamı, Jeweler eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jeweler ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Maker : Yaratan. Yapıcı. Bono imzalayan kimse. Fail. Yapan. Keşideci. İmalatçı. Yapımcı. İmzalayan kimse.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Goldsmiths : Kuyumcular. Kuyumcu ustası.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Jewelry store : Kuyumcu dükkanı.

Merchant : Tüccar. Alvercilik yapan. Dükkancı. Ticari. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Tecimsel işlerle uğraşan kişi. Ticaretle iştigal eden kimse. Ticaretle uğraşan kişi. Tecimen. Tacir.

 

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Jeweler synonyms : silver worker, gold worker, jewelers, jeweller, jewellers, abnormal budget expenditures, a group shares, a pass through certificate, a shift in demand, a change in individual demand, abnormal budget receipts, ability rent, shaper, silverworker, silversmith, goldsmith, ability to pay approach, a type mutual funds, a change in supply, jewelry maker, ability to pay principle, merchandiser, abnormal budget, jewelry dealer, goldworker.

Jeweler ingilizce tanımı, definition of Jeweler

Jeweler kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who makes, or deals in, jewels, precious stones, and similar ornaments.