Jewels türkçesi Jewels nedir

Jewels ile ilgili cümleler

English: Jale keeps her jewels locked up in the bank.
Turkish: Jale mücevherlerini bankada kilitli tutar.

English: I have no jewels to sell.
Turkish: Satmak için hiç mücevherim yok.

English: She put all her jewels into a little red box.
Turkish: Bütün mücevherlerini küçük kırmızı bir kutuya koydu.

English: The royal jewels are kept under lock and key.
Turkish: Kraliyet mücevherleri kilit ve anahtara bağlı tutulur.

English: He locked up his jewels in the safe.
Turkish: Mücevherlerini kasaya kilitledi.

Jewels ingilizcede ne demek, Jewels nerede nasıl kullanılır?

Crown jewels : Erkek üreme organı. Hükümdar makamına ait mücevherat. Hükümdarlığa ait mücevherler. Saray mücevherleri.

Family jewels : Takım taklavat. Erkek cinsel organı. Erkek üreme organı.

Bejewels : Mücevherlerle süslemek. Mücevherlerle donatmak. Mücevherle kaplamak.

Jewel box : Mücevher kutusu. İçinde mücevher saklamak için kullanılan küçük kutu.

Jewel case : Mücevher kutusu. Cd kabı. İçinde mücevher saklamak için kullanılan kutu. Mücevher sandığı. Cd kutusu.

Jewel courier : Elmas ve mücevherat teslim eden kurye. Mücevher kuryesi.

 

Jewel : Mücevher. Değerli taşlarla süslemek. Değerli insan. Pırlanta gibi insan. Cevher. Kıymetli taş. Mücehver. Saat taşı. Cep saatinin içindeki taş. Takı.

Jeweled : Mücevherlerle süslenmiş. Kıymetli taşlarla süslenmiş. Mücevher. Murassa. Mücevherler takılmış. Değerli taşla veya taşlarla süslü. Nadir değerde. Değerli taşlarla süslenmiş.

Jewel in the crown : Bir grup içinde en iyisi. Bir grup içinde en alası. Eşitler arasında birinci olan. Kaymak tabaka.

Jewelery : Ziynet eşyaları.

İngilizce Jewels Türkçe anlamı, Jewels eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jewels ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gemstone : Yontulmamış değerli taş. Kıymetli taş. Yontulmamış cevher.

Gemmed : Değerli nesne. Kıymetli taş. Küçük francala. Değerli kişi. Taş. Taşlarla süslemek.

Crown jewels : Saray mücevherleri. Hükümdar makamına ait mücevherat. Hükümdarlığa ait mücevherler.

Appurtenances : Gerekli ekipman. (gemiyi çalıştıracak) gerekli donanım. Donatı. Aksam. Müştemilat. Alet edevat. İrtifak hakkı.

Ice creams : (argo) elmaslar. Dondurma.

Jewelries : Takı. Ziynet eşyası. Cevahir. Mücevherat. Ziynet eşyaları. Bijuteri. Kuyum. Kuyumculuk.

The whole outfit : Alet edevat.

Nucleus : Hypothalamusta regio hypothalamicus caudalis’in çekirdeği. Discus intervertebralis’lerin ortasında bulunan ve embriyonel hayattaki chorda dorsalis'in kalıntısı olan oluşum. Nükleus. Aşırı doygun bir çözelti ya da aşırı soğumuş bir sıvıya daldırılarak örütlenme sürecini başlatan özdek. Hypothalamus’un regio hypothalamica rostralis’inde bulunan çekirdek. Thalamus ile substantia nigra arasında bulunan çekirdek. Aşı çekirdeği. Nükleus grasilis. Sinir hücreleri yığını. Esas.

 

Male genitals : Erkek cinsel organı.

Private : Özel. Erbaş. Müstakil. Nefer. Cinsel kılganlar. Mahrem. Er. Sakin. Kişisel.

Jewels synonyms : flame flower, talinum paniculatum, talinum aurantiacum, flameflower, kerneling, ores, private parts, element, gem, family jewels, ore, valuables, bag and baggage, essences, jewellery, the whole kit and caboodle, moment, daisy, quintessence, paraphernalia, gems, rubies, whole kit and caboodle, jeweled, atom, ice, jewel, kernel, bits, whole caboodle, essence, precious stone, gemstones.