Jumbie türkçesi Jumbie nedir

  • Ruh (karayıp adalarında kullanılan terim).
  • Hayalet.

Jumbie ingilizcede ne demek, Jumbie nerede nasıl kullanılır?

Jumbal : Şekler kaplamalı halka şeklindeki küçük kek. Düzensiz karışım.

Jumble : Karışıklık. Karışmak. Karmakarışık şey. Karıştırmak. Düzensiz bir şekilde karıştırmak. Karmakarışık etmek. Hayırsever bir kurum yararına yapılan kullanılmış eşya satışı. Karmakarışık olmak. Karışık iş. Birbirine karışmak.

Jumble sale : Bir hayır kurumu vb yararına ikinci el eşya satışı. Yardım kermesi. Hayırsever bir kurum yararına yapılan kullanılmış eşya satışı. Kullanılmış eşya satışı. İkinci el eşya satışı. Kullanılmış ufak tefek satışı.

Jumble together : Karmakarışık etmek. Karıştırmak. Karışmak.

Jumble up : Karmakarışık etmek. Karışmak. Karıştırmak.

Jumbles : Karmakarışık şey. Düzensiz karışım. Karışmak. Karmakarışık olmak. Karışıklık. Karışık iş. Birbirine karışmak. Hayırsever bir kurum yararına yapılan kullanılmış eşya satışı. Karmakarışık etmek. Düzensiz bir şekilde karıştırmak.

Jumbo jet : Dev jet uçağı. Özellikle boeing 747 gibi büyük ve geniş uçaklar.

Jumbled : Karıştırmak. Allak bullak. Karman çorman. Karmakarışık. Karışmak. Karmakarışık etmek. Karışmış. Düzensiz. Karıştırılmış. Altüst.

 

Jumbo : Sondaj aracı. Kocaman. Gezer kalıp. Çok büyük. Kocaman şey. Normalden büyük. İri. Çok büyük canlı. Azman. Jumbo jet.

Jumbo sized : Kocaman.

İngilizce Jumbie Türkçe anlamı, Jumbie eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jumbie ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Muddle : Dağıtmak. Becerememek. Karıştırmak. Şaşkına çevirmek. Şaşırtmak. Yüzüne gözüne bulaştırmak. Karmakarışık etmek. Bozmak. Kafasını karıştırmak. Sersemletmek.

Eidolon : Ruh. Görüntü. Hayal.

Grumbling : Şikayetçi. Dırıltı. Huysuz. Mızırdanma. Şikayet etme. Mırıldanan. Mırıldanma. Dırdır. Homurdanan. Mızmız.

Welter : Kontrolsüzce hareket etmek. Dalga gibi kabarıp yuvarlanmak. Yuvarlanmak. Yatıp yuvarlanmak. Bulaşmak. İçinde yuvarlanmak. Kontrolsüzce dolanmak. Karmaşa. Karışmak. Karışıklık.

Smother : Havasız bırakarak söndürmek (yangını). Kontrol altına almak. Havasızlıkdan ölmek. Boğularak ölmek (dumandan veya havasızlıktan). Boğulmak. Yenilmek. Boğarak öldürmek. Bunalmak (dumandan veya havasızlıktan). Boğmak (yastık veya battaniye vb ile). Kaplamak.

Rummage : Didik didik aramak. Altını üstüne getirmek. Araştırma. Araştırmak. Altüst edip aramak. Aramak. Altını üstüne getirme. Karıştırmak. Bir yeri karıştırmak. Aktarmak.

Apparition : Görüntü. Olay. Görünme. Çıkıverme. Cilve. Tayf. Harry potter'da kişinin kendini bir yere teleport etmesi.

Ghost : Cin. Gölge. Başkasının adına yazmak. Peşinde koşmak. Heyula. Tayf. İz. Eser. Ruh.

Ghosted : Hortlak. Ruh. İz. Gölge. Peşinde koşmak. Heyula. Cin. Niteliksiz yazılar yazmak. Tayf.

 

Apparitions : Harry potter'da kişinin kendini bir yere teleport etmesi. Çıkıverme. Görünme. Tayf. Görüntü. Cilve. Olay.

Jumbie synonyms : grumble, mare's nest, eidola, fantoms, fantasms, clutter, disorder, bogle, eidolons, ghost image, noise, boggard, fuddle, ghosts, fantom, fantasm, rumbling, bogles, disorderliness.

Jumbie zıt anlamlı kelimeler, Jumbie kelime anlamı

Orderliness : Düzen. İntizam. Dakiklik. Çekidüzen. Düzenlilik.

Order : Sipariş etmek. Pay ve borç belgiti alıp satmaları için borsa temsilcileri ya da aracılarına sözlü ya da yazılı olarak verilen yönerge (borsa buyruğunda yapılacak işlemin türü, kuralları, geçerdeğeri, öneli ve prim niceliği açık olarak gösterilir). Söylemek. Tertip. Sipariş vermek. Bir özdeği ya da dizgeyi oluşturan atomlar, moleküller gibi altkümelerin belli koşullar altında, doğa yasalarına uygun olarak birbirlerine göre dizilişlerine verilen genel ad. Türküm. Durum. Çeşit. Bir din içinde tasavvufa, gizemciliğe dayanan, inançta ve kimi ilkelerde birbirinden ayrılan, tanrıya ulaşma, yollarından herbiri: mevlevi tarikatı, sen jan tarikatı gibi.

Rise : Yükseliş. Terfi etmek. Artış. Kalkmak. Doğmak. Yukarı kalkmak. Doğmak (güneş). Ayyuka çıkmak. İyileşmek. Artmak.

Jumbie antonyms : ascend.