Just in time türkçesi Just in time nedir

  • Son dakikada.
  • Tam çok geç olmadan önce (internet sohbet argosu).
  • Son anda.
  • Tam vaktinde.
  • Tam zamanında.
  • Aramallarının tam gerekli olduğu zamanda stoklamaya gerek kalmaksızın üretime sokulduğu esnek üretimin temel ögelerinden biri. krş. kalite kontrol çemberleri, sıfır hatalı üretim.
  • Kılpayı.
  • Ucu ucuna.
  • Jıt.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Tam zamanında üretim.

Just in time ile ilgili cümleler

English: Ali came back just in time for Christmas.
Turkish: Ali Noel için tam zamanında geri geldi.

English: Ali walked out of the restaurant just in time to see his car being towed away.
Turkish: Ali arabasının çekilerek götürüldüğünü görmek içim tam zamanında restorandan çıktı.

English: Ali arrived just in time for dinner.
Turkish: Ali akşam yemeği için tam zamanında geldi.

English: Ali and Mary were just in time for the last train.
Turkish: Ali ve Mary son tren için tam zamanında ordaydılar.

English: Ali usually arrives home just in time for dinner.
Turkish: Ali akşam yemeği için eve tam vaktinde gelir.

Just in time ingilizcede ne demek, Just in time nerede nasıl kullanılır?

Just : Dürüst. Tek kelimeyle. Adalet. Henüz. Yalnızca. Doğru. Anca. Sadece. Güç bela. Tastamam.

In : Tutulan. De. İçeri doğru yönelen. İçinde. Da. Olarak. İçeriye. Mevsimi gelmiş. İçeri. Dahili.

 

Time : Kurmak. Süre tutmak. Kere. Vakit. Kez. Yerbilim zamanı. -in zamanını ölçmek. Tempo tutmak. Zamanlama yapmak. Zamanlamak.

Just in time inventory system : Tam zamanında üretim koşullarında kullanılan stoklama yöntemi. Tam zamanında stoklama yöntemi.

Just in time production : Tam zamanında üretim. Sıfır stoklu üretim.

A stitch in time saves nine : Zamanında giderilen küçük bir hata büyük felaketleri önler. Bir mıh bir nal kurtarır bir nal bir at kurtarır. Bugünün işini yarına bırakma. Zamanında giderilen küçük bir hata sonradan olabilecek daha büyük sıkıntıları önler (bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır). Zamanında atılan bir dikiş dokuz dikiş kurtarır. Sorunu büyümeden halletmeli.

Return in time : Zaman içinde geri dönmek.

Put in time on : Bir iş için belirli bir zaman harcamak.

Just in case : Ne olur ne olmaz. Olurda. Her ihtimale karşı.

In time : Zaman içinde. Uygun tempoda. Sırası gelince. Nihayet. Zamanında (yetişmek). Erken. Vakitli. Vaktinde. Zamanla. Zamanında.

İngilizce Just in time Türkçe anlamı, Just in time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Just in time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Within an ace of : Kıl payı. Eli kulağında. -in çok yakınında. -e çok yaklaşık. Az kalsın. Neredeyse. Az kaldı.

Under the wire : Zar zor.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

On the spot : Hemen. Zor durumda. Tehlikede. Başı belada. Derhal. Tam yerinde. Hemen oracıkta. Olay yerinde. Yerinde.

On the dot : Saniyesi saniyesine. Elifi elifine. Dakikası dakikasına.

In the nick of time : Sıcağı sıcağına. Sıcağı sıcağına (tam zamanında). Saniyesi saniyesine.

Right on time : Tam belirlenen zamanda.

On schedule : Beklenen sögende. Tarifede belirtilen zamanda. Planlanan sögende. Vaktinde.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Just in time synonyms : at the last minute, abnormal budget expenditures, nip and tuck, apropos, a group shares, ill, on time, by a shave, ability rent, at the proper time, close shave, nick of time, a pass through certificate, at the eleventh hour, a change in supply, end to end, ability to pay approach, a change in individual demand, a shift in demand, close call, bang on time, just in time production, in season, a change in demand, timely, in the very nick of time, abnormal budget, in good time, duly, seasonable, at the last gasp, scarcely, in good season.