Just in time inventory system türkçesi Just in time inventory system nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Tam zamanında üretim koşullarında kullanılan stoklama yöntemi.
  • Tam zamanında stoklama yöntemi.

Just in time inventory system ingilizcede ne demek, Just in time inventory system nerede nasıl kullanılır?

Just : Henüz. Tam anlamıyla. Adil. Güç bela. Az kalsın. Dürüst. Haklılık. Yalnızca. Tastamam. Anca.

In : Olarak. Dahili. İçinde. Çok moda olan. Mevsimi gelmiş. Tutulan. De. İktidardaki. İçine. İçeriye.

Time : Belirli bir zamana göre ayarlamak. Müddet. -in zamanını ölçmek. Defa. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Süre. Zamanlamak. Ayarlamak. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Süre tutmak.

Inventory : Depo. Stok. Sayım çizelgesi. Sayımca. Kaydetmek. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Sayım defteri. Envanter. Belirli bir dönemin başında veya sonunda bir işletmenin varlıkları ile borçlarının sayılması ve hesaplanması sonucunda elde kalan miktar veya değerlerin saptanması. bk. stok. Döküm.

System : Aralarında karşılıklı işlevsel bağlılıklar bulunan bir dizi öğenin oluşturduğu bütünlük. Aralarında ilişkiler bulunan, böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu. bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler, makineler, yordam, izlence ya da veriler bulunabilir. ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir; bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir. Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katman topluluğu. Sistem. Yöntem. Bir bütünü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü. Aralarında ilişki bulunan ve amaca göre çevresinden belirli sınırlarla ayrılmış özdek, olay ve süreçlerin seçilmiş kümesi. Vücut. Nizam. Şebeke.

 

Just in time production : Tam zamanında üretim. Sıfır stoklu üretim.

Just in case : Ne olur ne olmaz. Olurda. Her ihtimale karşı.

Just in time : Tam zamanında. Tam çok geç olmadan önce (internet sohbet argosu). Son dakikada. Tam zamanında üretim. Ucu ucuna. Aramallarının tam gerekli olduğu zamanda stoklamaya gerek kalmaksızın üretime sokulduğu esnek üretimin temel ögelerinden biri. krş. kalite kontrol çemberleri, sıfır hatalı üretim. Tam vaktinde. Son anda. Kılpayı.

İngilizce Just in time inventory system Türkçe anlamı, Just in time inventory system eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Just in time inventory system ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Just in time inventory system synonyms : ability to pay approach, a shift in demand, a shift in individual demand, a group shares, a change in supply, a shift in supply.