Küsküç nedir, Küsküç ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ağaç ya da demir sopa (havuç, çiğdem ve benzerleri çıkarmakta kullanılır): Her zaman çiğdem çıkmaz bazan da küsküç kırılır.

Çelik, çomak.

Bir çeşit çocuk oyunu.

Bitki kökü çıkarmakta, toprağı kazmakta kullanılan ağaç ya da demir araç.

Küsküç anlamı, tanımı

Küskü : Taşa veya duvara delik açmak için kullanılan uzun, ağır ve bir ucu sivri demir. Taş kaldırmakta kullanılan uzun demir çubuk veya basit, ağaçtan kaldıraç. Taş kaldırmakta kullanılan uzun demir çubuk ya da ağaç, basit kaldıraç. [Bakınız: küşküç]. Fırını temizlemekte ya da ateşi karıştırmakta kullanılan sırık. Duvar delmekte kullanılan sivri uçlu uzun demir. Bir çeşit balta. Kunduracıların kullandıkları bir araç, örs. Teknede kalan hamurları sıyırmaya yarayan küçük kürek. Doğum durumunda oturulan yer, doğum iskemlesi. Ağaç ya da demir sopa (havuç, çiğdem ve benzerleri çıkarmakta kullanılır). Kaldıraç. Taş sökmekte kullanılan kalın, uzun demir. Fırındaki ateşi karıştırmakta, odun itmekte kullanılan balta sapından kalın ağaç. Yapıda kullanılacak olan taşları bulundukları yerden kaldırmak amacıyla bir kaldıraç gibi kullanılan kalın ağaç sopa. (Dereyazıcı Alaca Çorum). Uzunluğu 2 m. kadar olan demir kaldıraç

 

Çelik çomak : Çocukların, çomakla çeliğe vurarak oynadıkları oyun.

Çocuk oyunu : Çocukların oynadığı oyun. Basit ve sıradan bir olay veya durum.

Her zaman : Ara vermeden, sürekli, daima, sık sık.

Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

Kazmak : Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak. Bu yolla çukur, kuyu, yol vb. oluşturmak. Hakketmek.

Çıkmaz : Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol, sokak. Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan.

Çiğdem : Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi, mahmur çiçeği (Colchicum).

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

Çomak : Ucu topuzlu değnek.

Kazma : Kazmak işi. Toprağı kazıp kaldırma, düzeltme vb. işlerde kullanılan ağaç saplı demir araç. Kazılarak yapılmış. Kaba, görgüsüz (kimse).

Topra : Torba.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Havuç : Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen, iki yıllık otsu bir kültür bitkisi, yeregeçen (Daucus carota).

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Diğer dillerde Küskü dişleri anlamı nedir?

İngilizce'de Küskü dişleri ne demek ? : chisel teeth