Kılan nedir, Kılan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sert keçi kılı.

Tiftik keçisi azmanı.

Karar : Ne kılansız oğlan oldu.

Yapılarda kullanılan, kısa ve kirişten daha ince ardıç dalı : Elin gözündeki çöpü görür de, kendi gözündeki kılanı görmez.

Çevre, kıyı, kenar, uç.

Tüyü bozulmuş, kılı çoğalmış tiftik keçi.

Kılan ile ilgili Cümleler

  • Benim iltifatlarım bunu mümkün kılan ellere.
  • Seni mutlu kılan nedir?
  • Kimini mutlu kılan şey, diğerini huzursuz eder.
  • Tatoeba'yı güvenilir kılan, doğru çevirilerin çokluğudur.

Kılan tanımı, anlamı

Kıla : Taşlanan demirin uç kısmında oluşan demir tozları. (Zeyve Söğüt Bilecik)

Kılanı : Tüyü bozulmuş, kılı çoğalmış tiftik keçi.

Kılanlı : Keskin.

Tiftik keçisi : Uzun, kıvırcık ve ipek gibi yumuşak kılları olan, evcil bir tür keçi, Ankara keçisi.

Görmez : Görme engelli.

Tiftik : Tiftik keçisinin ince, yumuşak, parlak yünü, moher. Bu yünden yapılan.

Kenar : Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir şeyi çevreleyen çizgi. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Yan. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

 

Oğlan : Erkek çocuk. Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek. Bacak. Yetişkin erkek.

Çoğal : Çoğanın özellikleri ya da çoğabilim çözümlemelerine ilişkin olan.

Karar : Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.

Ardıç : Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus).

Kiriş : Bazı telli müzik araçlarında kullanılan, hayvan bağırsaklarından yapılmış olan tel. Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon, tendon. Bir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası. Ok atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ. Yapılarda dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmış yatay destek parçası.

Azman : Aşırı gelişmiş. Kerestelik tomruk.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

 

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Azma : Azmak işi. Melez.

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Diğer dillerde Kıl yılanları anlamı nedir?

İngilizce'de Kıl yılanları ne demek ? : hair worm