Kına nedir, Kına ne demek
Kına; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz

"Kına" ile ilgili cümle
- "Altın tas içinde kınam ezildi / Gümüş tarak ile zülfüm düzüldü" - Halk türküsü
Yerel Türkçe anlamı:
Kına, düğünlerdeki kına merasimi
Kimya'daki anlamı:
Türkiye, Mısır ve İran'da yetişen Lawsonia inermis (Lythracease)'in öğütülmüş yapraklarından ibaret bir kahverengi boya.
İngilizce'de Kına ne demek? Kına ingilizcesi nedir?:
henna
Kına hakkında bilgiler
Kına (Lawsonia inermis), kınagiller (Lythraceae) familyasından, yaklaşık 2.60 metre boyunda büyük çalı ya da küçük ağaç şeklinde tanımlanabilecek bir bitki ve bu bitkinin yapraklarının kurutulup öğütülmesiyle hazırlanan toz. Bu tozun Kuzey Afrikada iyileştirici bir etkisi olduğuna inanılıyor. Bu nedenle bazı kabileler törenlerinde bu tozu kullanıyorlar.
Kuzeydoğu Afrika kökenli olan bitki Kuzey Afrika, Hindistan ve Sri Lanka da yaygın bir biçimde yetiştirilir. Dikenli ve beyaz çiçeklidir; yaklaşık 2-3 santim uzunluğunda, sivri uçlu ve esmer yeşil renkli yaprakları vardır. Çeşitli boyar maddeler ve tanen içeren yapraklar toz haline getirildikten sonra saç, tırnak ve parmakların boyanmasında kullanılır. Ayrıca Türk örf ve adetlerinde gelin ve damatlara, askere gönderilen erkeklere kına yakılır.
Erkeklerin sakallarına kına yaklması sünnet olduğu rivayet edilmektedir. Ayrıca kadınların erkeklerden ayrılacak şekilde tırnaklarına kına yakmalarını tavsiye eden hadisler olduğu rivayet edilmektedir
Boyadığı dokuya kızıl renk veren kına tozu ticarette başlıca esmer ve yeşil kına olmak üzere iki tipte bulunur. Yeşil kına saf kına değildir.
Kına ile ilgili Cümleler
- Onun için seni kınayamam.
- Biraz daha zorlayın ve savaş çıkarın, sonrasında ise kına yakarsınız.
- Hükümetin etkinlikleri dünya çapında kınandı.
- Ali herkesin önünde savaşı kınadı.
- O bir kınamayı hak etmiyor mu?
- Görüşme boyunca bir çok konu görüşüldü ama bazıları kınandı.
- Hükümetten tek bir kınama gelmedi.
Kına tanımı, anlamı:
Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.
Yaprak : Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.
Kına gibi : Çok ince, toz biçiminde.
Kına yakmak : Kınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürmek. birinin uğradığı kötü duruma çok sevinmek.
Kına ağacı : İki çeneklilerden, tropikal bölgelerde yetişen, kurutulmuş yapraklarından kına elde edilen, beyaz çiçekli, küçük bir ağaç (Lawsonia inermis).
Kına çiçeği : Kına çiçeğigillerden, çiçekleri tüylü renkte olan, bir veya çok yıllık otsu bitki (Balsamina hortensis).
Kına gecesi : Düğünden önceki gece kızın evinde gelinin parmaklarına kına yakılırken yapılmış olan eğlence.
Kınakına : Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç (Cinchona). Bu bitkiden yapılmış olan içecek.
Yüksük kına : Yalnız bir tek parmağın baş kısmına sürülen kına.
Kına çiçeğigiller : İki çeneklilerden, örneği bahçelerde yetişen kına çiçeği olan bir familya.
Kınacık : Buğday pası mantarının, tahıl bitkilerinin sap ve yapraklarında oluşturduğu pas rengindeki hastalık.
Kınalamak : Kına koymak, kına ile boyamak.
Kınalanma : Kınalanmak işi.
Kınalanmak : Kına ile boyanmak. Kına konulmak, kına yakılmak.
Kınalı : Yapıncak. Kına ile boyanmış olan. Kınanın renginde veya kızıl renkte olan.
Kınalı bamya : Trakya'da yetişen baş tarafı kızıl renkte bir cins bamya.
Kınalı keklik : Sülüngillerden, Balkan Yarımadası, Orta ve Doğu Asya'da yaşayan, uzunluğu 38 santimetre olan bir tür kuş (Alectoris graeca).
Kınalı kuzu : Genellikle alnına kına yakılmış kuzu veya koyun. Sevgi belirtmek için kullanılan bir söz. Askere gönderilen gençlere verilen ad.
Kınalı yapıncak : Yapıncak.
Kınama : Kınamak işi, ayıplama, takbih.
Kınama cezası : Bir görevlinin iş yerindeki davranışının yasa ve tüzüğe aykırı olduğunu bildiren ceza.
Kınamak : Yapılan bir işin kötü olduğunu belirtir bir biçimde söz söylemek, ayıplamak, takbih etmek.
Kınanmak : Kınama işi yapılmak.
Kınasız : Kına ile boyanmamış.
Kınayış : Kınama işi.
Analı kuzu kınalı kuzu : Annesi sağ olan çocukların mutluluğunu anlatan bir söz. her işi yolunda giden.
Geçmişi kınalı : Yaramaz, kötü (kimse), geçmişi kandilli.
Kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası : "yolsuz ilişkiler kadınlar için hoş karşılanmadığı hâlde erkekler bu gibi ilişkilerden övünme payı çıkarırlar" anlamında kullanılan bir söz.
Kıçına kına yakmak : Karşısındaki kişinin uğradığı bir olumsuzluğa aşırı derecede sevinmek.
Ölüsü kınalı : Ölüsü kandilli.
Boyamak : Ağır söz söylemek, aşağılamak. Azarlamak. Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek.
Familya : Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile. Karı, eş.
Yaklaşık : Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, takribî.
Metre : Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı. Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi.
Boyun : Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi.
Büyük : Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Önemli. Büyük abdest.
Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Niceliği az olan. Küçük abdest. Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan.
Kına basma : Kına gecesi.
Kına basması : Kına gecesi geline verilen armağan.
Kına düğünü : Kına gecesi.
Kına ezme : Kına gecesi misafirler dağıldıktan sonra akrabalar arasında yapılan tören.
Kına havası : Kına gecesi gelinin eline kına yakılırken söylenen özel ezgili bir türkü.
Kına kağnısı : Kına günü oğlan evinin hazırladığı armağanları içine koyarak gelin evine getirdikleri kağnı.
Kına tası : Gelin ve güveye kına yakmak için kullanılan tas.
Kına toyu : Kına gecesi.
Kına yakmak : kınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürmek. İlgili cümle: "Bazıları bütün ele, avuçlara değil, yalnız bir tek parmağın baş kısmına kına koyarlardı ki buna yüksük kına tabir olunurdu." R. H. Karay. mec. birinin uğradığı kötü duruma çok sevinmek.
Kına yengesi : Düğünlerde yol gösteren kadın.
Diğer dillerde Kına anlamı nedir?
İngilizce'de Kına ne demek? : [Kina] n. sheath, scabbard
n. henna
v. blame, condemn, reproach, disapprove, reprove, castigate, censure, decry, denounce, fault, remonstrate, reprimand, reprobate, slate, stigmatize, strafe
Fransızca'da Kına : henné [le]
Almanca'da Kına : n. Alkanna, Henna
Rusça'da Kına : n. хна (F)

Bu kısımda Kına nedir? Kına ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kına tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kına hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.